Borefts Bira Festivali 2017 I. Bölüm

Giriş

Hollanda’nın Bodegraven şehrinde, De Molen Bira evi tarafından 2009 yılından beri düzenlenen ve yirmiden fazla bira evinin yer aldığı -Avrupa’nın en büyük bira festivallerinden birine- Borefts’e, bu yıl ben de katılma şansı yakaladım. Bira adına ne varsa bu festivaldeydi. Tek başıma katılmama rağmen birbirinden lezzetli biralar, festivalin sıcak ortamı ve bira dostları sayesinde Bodegraven’de keyifli iki gün geçirdim, biraya ve bira adına herşeye doydum…

Yazının birinci bölümünde Borefts ile ilgili ön bilgiler ve Boreft’in birinci günü yer alacak. Festivalin ikinci gününü ve festival ile ilgili genel bir değerlendirmeyi de Borefts 2017 2. bölümde paylaşacağım.

Ulaşım

Bodegraven’e ulaşım Amsterdam’dan -trenle- oldukça kolay. Merkez istasyonundan Utrecht’e aktarma ile Bodegraven’e gidilebiliyor ve bira evine ulaşım yaklaşık olarak 1 saat sürüyor… Ben Amsterdam’dan festivale katılım sağlamıştım. Fakat Hollanda’nın diğer il ve ilçelerinden alana kolay ulaşım sağlanabildiği gibi Belçika ve Fransa benzeri çevre ülkelerden de festivâle tren ile ulaşmak mümkün.

Ulaşım
Amsterdam’dan Bodegraven’e ulaşım tren ile yaklaşık olarak 1 saat sürüyor.

Bilet

Bu sene başlatılan uygulama ile festival biletleri artık sadece internet ortamından satın alınabiliyor. Cuma ve cumartesi şeklinde 2 ayrı gün 30 € -10 bira (jeton) +bardak- ve 50 € -20 bira (jeton)+bardak- seçenekleri sunuluyor – Her iki gün için iki ayrı bilet almak zorunlu olduğu gibi ek her bira 2 € -1 jetona- temin edilebiliyor.  -biletler sınırlı sayıda ve 3500 adet- Jetonlarla  yiyecek ve bira haricinde diğer içkileri satın alabilmek de mümkün. Bilet ve fiyatları ile ilgili ayrıntılı bilgiye linkten ulaşabilirsiniz.

Tarihçe

Burada öncelikle ev sahibinden bahsetmek gerek… On iki yıllık bira ustalığı deneyiminden sonra Menno Olivier Hollanda, Bodagraven’de kendi garajına ‘De Salamander’ adında bira evi ve tadım odası kurmuş. Bu sırada 2004 yılında aynı bölgede ‘De Arkduif’ isminde bir yel değirmeni de açılmış, bu da bira evinin gelişmesinde önemli bir rol oynamış. Daha sonra De Salamander’ ismi Felemenkçe değirmen anlamına gelen ‘De Molen’ ile değiştirilmiş. Bira evinin yeri değişse de bölgesi değişmemiş…

IMG_9997
Festival’den bir fotoğraf. Arkamda De Molen standındaki siyahlı abinin Bira evinin kurucusu Menno Olivier olduğunu festivalden sonra öğrendim. Üstelik festival sırasında da o kadar sohbet ettik kendisiyle.

De Molen Ratebeer.com tarafından 2016 yılında dünyanın en iyi 6. bira evi seçilmiş. Sıralama elbette tartışılır, fakat De Molen’in dünyanın en önemli bira evleri arasında yer aldığı kabul edilebilir bir gerçek. Ürün yelpazeleri çok geniş ve bu ürünlere her yıl bir başkasını ekliyorlar. Deneysel olarak da çalışmaları var. Mesela her altı ayda bir, daha önce üretmedikleri muhtemelen de bir daha üretmeyecekleri farklı bir bira yapıyorlar, ayrıca bir çok bira evi ile ortak bira üretimlerini de unutmamak gerek…

Borefts Bira Festivali, Hollanda’nın en iyi mikro bira evlerinden biri olan De molen’nin ev sahipliğinde -eylül ayının son haftalarında- Bodegraven şehrinde düzenleniyor. Festivale ilk düzenlendiği sene -2009 yılında- -ev sahibi de molen ile birlikte- dünyanın farklı ülkelerinden 8 adet mikro bira evi ve beş yüz elli kişi katılım sağlamış. -Tabi o zaman festival programı, kayıt vb. şeyler yokmuş ve bira evleri festivale çoğunlukla şişe bira ile katılıyormuş- yıllar geçtikçe bu sayı artmış…

2017 yılında benim de katıldıığım festivalde iki yüzden fazla fıçı bira, yirmi bir bira evi ve üç bin beş yüz bira sever vardı. Bu da festivalin kısa sürede ne kadar farklı bira evine ve kişiye ulaştığını gösteriyor bence. Zaten Avrupa’nın en önemli festivalleri arasında kabul ediliyor Borefts…

De Molen Bira Evi
De Molen Bira Evi, Bodegraven

Ayrıca Bu yıl Molen bira evi festivalin ios ve android uygulamalarını da yapmış. Bu sayede telefondan kolayca bira evleri ve festivale katılım sağladıkları biraları görebilmek mümkün. Hatta uygulama untappd.com ile de bağlantılı; bu sayede biralar hakkında kolayca değerlendirme de yapılabiliyor. 

Festivale Katılım Sağlayan Bira Evleri

Tüm bira evlerinin isimlerini vereceğim, lakin bu yazıda bütün bira evleri hakkında ayrıntılı bilgi veremeyeceğim, belki ileride bazılarını ayrı ayrı inceleyebilirim-  zira bu çok uzun olurdu, ve konunun dışına da çıkmış olurdum:

Ægir Briggery (Norveç)

Alvinne (Belçika)

Bakunin (Rusya)

Beavertown (İngiltere)

Brew By Numbers (İngiltere)

Brouwerij de Molen (Hollanda)

Cerveses La Pirata (İspanya)

Cloudwater Brew Co. (İngiltere)

Galway Bay Brewery (İrlanda)

Gänstaller Bräu (Almanya)

Hair of the Dog (ABD)

Kees (Hollanda)

Kwartje (Hollanda)

Monyo Brewing Co.(Macaristan)

Närke Kulturbryggeri (İsveç)

Põhjala (Estonya)

Shiga Kogen (Tamamura Honten) (Japonya)

Stigbergets Bryggeri (İsveç)

Tempest Brewing Co. (İskoçya)

Tommie Sjef Wild Ales (Hollanda)

Weird Beard Brew Co (İngiltere)

Ayrıca tüm bira evleri ve katılım sağladıkları biraların listesine bu linkten ulaşılabilir.

Birinci Gün

22 Eylül 2017 Cuma sabahı. Amsterdam sonbahar mevsimine çoktan merhaba demiş, hava ortalama 13 derece ve sisli. Soğuğu hissediyorsunuz fakat bu rahatsız edici düzeyde değil, huzur verici bir seviyede…

Festivalin tüm heyecanıyla saat 08:00’da güne merhaba dedim. Festival saat 12:00’de başlıyor. Güzel bir kahvaltı ve yürüyüş sonrası 10:30 sularında Amsterdam merkez tren istasyonundan Bodegraven’e ulaşmak için Utrecht’e giden trene bindim. Utrecht merkez tren istasyonuna vardığımda kalabalık bir grup Bodegraven trenini beklemekteydi. “Bu tren Bodegraven’e mi gidiyor?”  şeklinde başlayan cümle ile birden kendimi sekiz kişilik bir grubun içerisinde buluverdim, sohbet yolculuk boyunca devam etti, Saat 11:35’de festival alanına ulaştım…

Festival Alanı
Borefts Festival Alanı, Festival Başlamadan Önce
Festival Alanı
Festival alanı, giriş.

Kısa bir bekleyişten sonra festival alanına giriş yaptım. 20 biralık jeton, bardak ve festival takvimini alarak saat 12:00′ yi beklemeye başladım… O kadar biranın yanında bol bol da su içmek gerek; ben bu tür etkinliklerde genelde içtiğim biradan fazla su içiyorum, vücudun susuz kalmaması gerek  -malum alkol ve dehidrasyon büyük bir problem-  Girişten bir bira jetonu karşılığında De molen matarasından aldım, çok güzel görünse de kalitesiz bir plastikten yapılmış, ama iki gün için oldukça ideal, ilerisi için ise koleksiyon olarak saklanabilir. 

Borefts 2017 Bardak, bira için jetonlar ve mataram hazır; festivalin başlamasını bekliyorum.

Festival başlamadan önce ücretsiz olarak bira ikramı yapılıyor. Biranın adını öğrenemedim, lakin ferahlatıcı tropikal meyve aromalarının baskın olduğu ve karamel tatlarının hissedildiği güzel bir indian pale ale’di. 

Festival Başlamadan Önce
Festival öncesi bira ikramına hayır diyemem.

Saatler 12:00’a bir dakika var, heyecan dorukta. Son bir dakika festivalin başlangıcı için geri sayım oluyor, ve sonrasında yirmi bir bira evi ve yüzlerce bira beni bekliyor….

Alana giriş yapıyorum, festival de şimdi başladı Hangi biradan içeyim diye düşünürken gözüm Isveç’in önemli bira evlerinden birine gitti; Stigbergets. Daha önce bu bira evinden sadece West Cost Ipa’i denemiş ve çok beğenmiştim.

2012 yılında İsveç’in Göteborg şehrinde küçük çaplı üretimle kurulan Stigbergets bira evi 2015-2016 yılında ekipmanlarını yenileyerek üretime devam etmiş. 2016 yılında ürettikleri GBG Beer Week 2016 ile craft bira severler tarafından tanınmaya başlayan bira evi şu anda İsveç’in en önemli bira evlerinden biri olarak kabul edilmekte… 

Fıçı listelerinde GBG Beer Week 2016 elbette yok, bu birayı içememek üzüntü verici bir durum.  Ama listede Amazing Haze’i görmek biraz da olsa beni rahatlatıyor, ilk olarak onu deniyorum.

Stigbergets Bira Evi
Stigbergets Bira Evi, Borefts  2017
Stigbergets
Stigbergets, Amazing Haze

Amazing Haze, Stigbergets: Bulanık, altın renginde ve kremamsı bir gövdesi olan, orta karbonizasyona sahip harika bir ipa. Alkol oranı % 6,5. Kokuda ve tatta ananas, greyfurt, mango, şeftali, portakal hissediliyor ve çok dengeli bir bira. Bitişte ise greyfurt acılığı hissediliyor. Yazıyı yazarken bile biranın keskin meyve aromalarını hissettim, gerisini siz düşünün. Yurt dışı gezinizde denk gelirseniz denemenizi öneririm….

Daha sonraki durağım ise Tempest bira evinin en merak ettiğim birası, elbette Bourbon Barrel Aged Mexican Cake. Öncelikle bardak temizleme alanlarından birinde bardağımı temizledim, suyumu da tazeledikten sonra bira evinin olduğu standın yolunu tuttum.

Tempest Bira Evi
Tempest Bira Evi, Borefts 2017

 Tempest Bira Evi’nin hikayesi doksanlı yılların sonunda, Scotsman Gavin ve Yeni Zelandalı Annika’nın British Columbia’da bir bira barında tanışmasıyla başlamış. Gavin buradan İskoçya’da bulunmayan bira çeşitlerini görerek ilham almış. Sonrasında ise ikilinin yolculukları onları Yeni Zelanda’ya sürüklemiş. Burada garajda evde bira yapımıyla ilgili herşeyi sıfırdan öğrenmişler… Garajda yaptıkları ilk bira pale ale türünde ve şu an da Tempest bira evinin ürettiği Long White Cloud’dır.

İkili daha sonra İskoçya’ya dönmüşler. Bira evlerine uygun bir yer bulmak için bütün ülkeyi araştırmaya başlamışlar. Bu sırada Kelso’da bir restoran bulmuşlar ve Gavin gastronomi konusunda kendini geliştirmeye başlamış. Mutfakta geçen üç yılın sonunda, 2010 yılının Nisan ayında Kelso’da Gavin Tempest Bira Evi’ni kurmuş. 2015’in Şubat ayında ise bira evi  İskoçya sınırında Tweedbank’a taşınmış ve üretimlerine şu an burada devam ediyorlar… 

Tempest Bira Evi
Bourbon Barrel Aged Mexican Cake, Tempest Brewing Co.

Bourbon Barrel Aged Mexican Cake, Tempest Bira Evi: Yine harika bir bira, alkol oranı % 11, imperial stout. Üretimde tarçın, vanilya, kakao ve chili biberi; kuzey amerika ve columbus şerbetçi otları kullanılmış. Biranın kremamsı bir yapısı ve kalıcı bir köpüğü var. Çikolata, kahve, vanilya, karamel, meşe, tarçın, kavruk tatlar ve bitişteki acı tatlar ile çok dengeli. Damağım yine bayram etti. 

İkinci biradan sonra kısa bir mola veriyorum. Hediyelik eşya, tişört, açacak gibi şeylerin satıldığı bölüme gidiyorum. Çok güzel tişörtler, hediyelik eşyalar, bardaklar mevcut. Buradan Borefts 2017 festival tişörtü satın alıyorum. 

IMG_2280
Tişörtler çok güzel görünüyor

Alandan uzaklaşıyorum. Bu sefer gözüm Berlin’de tanıştığım ve çok sevdiğim Estonyalı bira evi Pöhjala’ya kayıyor; yine imperial stout’tan devam ediyorum. Bu seferki biram Pime öö Islay Bourbon Barrel Aged.

Pöhjala, Sovyet Rusya döneminde sona eren Estonya bira kültürünü 2011 yılında 4 estonyalı bira sever ve Brewdog Biraevi’nden ayrılan bira ustası tarafından, Estonya’nın başkenti Tallinn’de aktif olarak yeniden başlatan ilk mikro biraevi. Ülkede kendi türünün ilk bira fabrikası olma özelliğine sahip olan ve büyük ilgi gören pöhjala’nın ürettiği biralar büyük ilgi görüyor.  Pöhjala, Danimarkalı bira evi To øl, Norveçli bira evi Lervig, ABD’den Boneyard gibi dünyaca ünlü bir kaç küçük bira fabrikası ile beraber üretim de yapmakta…

Pöhjala benim ilk olarak Berlin gezim sırasında dikkatimi çekmişti. Borefts 2017’ye katıldıklarını öğrenince çok sevinmiştim…

Pime öö Islay Bourbon Barrel Aged, Pöhjala: İlk iki bira da harikaydı ama bu daha iyi, hatta beklentimin de üzerinde. Şimdiye kadar denediğim Pöhjala’lar arasında en iyisi. İs, kahve, ağaç, viski, karamel, kavruk tatlar, çikolata, kuru meyveler damağı sarıyor % 13,6’lık alkol oranı çok da fazla hissedilmiyor. Fazlasıyla dengeli ve gövdeli bir imperial stout…

Pöhjala
Pöhjala pime öö İslay Bourbon Barrel Aged, Biranın mutlulukla bir ilgisi olmalı. Bu arada tişört de üzerimde.

Sırada ev sahibi De Molen bira evi var. Elbette festivalin en güzel yerindeler ve en kalabalık stant onların.  Aşağıdaki linkte yer alan videoda molen bira evinin standının önünde sıra bekleyen kalabalık grubu görebilmek mümkün:

De Molen’in festivalde altmış adet biraları var. Hepsini içmeye ne festivalin iki günü yeter ne karaciğer ne de cep dayanır. Üstelik biraların çoğu da yeni seçim yapmak elbette zor… Benim ilk tercihim Nibs&Beans oluyor.

IMG_2308 (1)
De molen Bira Evi, Nibs&Beans

Nibs&Beans, De Molen Bira Evi: Üretiminde kakao ve monsooned malabar -hindistanda yetişen ve nemli muson rüzgarında yıllandırılan bir kahve türü- kahve çekirdeği kullanılan ve % 9,3 alkol oranına sahip bir imperial stout. Birada siyah çikolata, kahve, çiğ fındık, karamel, tatları hissediliyor. Tatlı-Acı aromaların dengesi harika. Beğendiğim bir bira oldu…

Bu arada bira dostlarıyla sohbet yeniden başladı. Herkes favori biraları hakkında konuşmaya başladı…Ve bir yandan birbirimize kendi biralarımızdan ikram ediyoruz, hem daha çok bira deneyip hem de karaciğer zedelenmesini azaltıyoruz….

Borefts 2017
Borefts 2017’den manzaralar

Festivalde ilk bira bardağı kırılıyor. Herkeste hep bir ağızdan “oooo” sesleri, Ortam muhteşem.. Yine çok hoş bir manzara, festivalin böyle bir ritüeli olduğunu da öğreniyorum. Bu sırada bira dostlarından biri bir imperial stout tattırıyor ve imperial stout da seven biri olarak bira çok hoşuma gidiyor, biranın listemde de yer alan Black Block Bourbon Barrel Aged olduğunu öğreniyorum ve koşarak Barcelona’lı mikro bira evi La Pirata’nın standının olduğu yere gidiyorum.

Barcelona’lı La Pirata’nın bira macerası ilk olarak 2004 yılında ev biracılığı ile başlamış. Arkadaş arasında çok beğenilen biraya herkes ‘Korsan’ demeye başlamış ve zamanla bu isim kalmış,  La Pirata… 2012 yılında göçebe bira evi olarak ilk büyük üretim beş yüz litre olarak gerçekleşmiş. 2013 yılında bira evinin en önemli birası Black Block Imperial Stout ve  Suria American Pale ale üretilmiş ve 2014 yılında Berlin Bira Festivalinde bronz madalya kazanılmış. Bira evi 2015 yılında kendi bira fabrikasını açmış ve üretimlerine buradan devam etmekte. 

IMG_2271
Black Block Bourbon Barrel Aged, La Pirata

Black Block Bourbon Barrel Aged, La Pirata: Altıncı biram ve dördüncü imperial stout, benim ve damağımın biraya doyduğu an. -Elbette bol bol su içmeyi ihmal etmiyorum- Yine harika bir birayla karşı karşıyayım, bu festivalde kötü bira yok, ya da önceden belirlediğim listem beni fazlasıyla memnun ediyor. Her iki şekilde de fazlasıyla keyifliyim. % 13 alkol oranına sahip bir birayla karşı karşıyayım, az da olsa bira bu oranı hissettiriyor. Bunun yanında, çikolata, meşe ve vanilya tatlarını alıyorum. Yine acı ve tatlı aromaların dengesi güzel.

Festivalde bu kadar güzel bira olması elbette avantaj, ama hepsini deneyememek insanda kötü bir his bırakıyor…

Festivale biraz ara veriyor ve De Molen bira evinine doğru gidiyorum. Bira evine girmeden öne karşıma gelin ve damat çıkıyor. Borefts’e evlenmeye gelen iki çift. Ne güzel bir düğün değil mi? Elimde fotoğraf makinesini görünce resimlerini çekmemi rica ediyorlar. Ben de mail adreslerini alıp onlara mutluluklar diliyorum ve resimlerini çekiyorum. Bu yazıyı yazarken mail ile resimleri göndermek aklıma geliyor, beş dakika geçmeden teşekkür cevabını da alıyorum. 

Borefts
Borefts 2017’de gelin ve damat. Düğün gibi düğün.

Molen şişe dükkanını geziyorum. İkinci gün de burada olduğumu düşünürek herhangi bir bira almıyorum ve festivale geri dönüyorum…

Önceden beri merak ettiğim Cloudwater Bira Evinin standına gidiyorum. Bu bira evinden beklentim çok fazla.

2015 yılının mart ayında İngiltere’nin Manchester şehrinde kurulan Cloudwater’ın en büyük özelliği sadece sezonluk – üç aylık- biralar üretmesi. Bira evinin hikayesi Zen budistlerine kadar dayanıyor. Cloudwater ismi Japonca Unsui -bulut ve su- anlamına geliyor. Unsui aynı zamanda acemi, yeni keşiş adayı için kullanılan bir terim. Dönem dönem unsuilerin kendilerine uygun zen ustalarını bulmak için değişik manastırları ziyaret etmeleri gerekiyor, üç aylık ve sezonluk üretilen biraları bira evinin kurucusu Paul Jones bu şekilde nitelendiriyor fakat:  “biz ne acemi keşişler kadar genciz, ne de onlar kadar acemiyiz. Fakat başlangıç seviyesinde olan birinin zihninde pek çok olasılık vardır, uzmanın zihninde ise sadece bir kaç.” sözünü de ekliyor… 

Cloudwater ratebeer.com tarafından 2016 yılının en iyi 5. bira evi seçilmiş. Yenilere kadar isimlerini duymamam büyük bir talihsizlik. Festivalde üç çeşit biralarını tattım ve üçü de harikaydı. Amsterdam’da şişe dükkanlarında bulurum umuduyla da molen cafe’den sadece 1 tane biralarını satın aldım, fakat mevsimlik olarak üretilen biralarının geldiği hafta tükendiğini öğrendim. Özellikle indian pale ale’leri harika. Yurt dışına çıktığınızda görürseniz mutlaka denemeniz gereken bira evlerinden. 

cloudwater
Cloudwater Bira Evi

DDH Pale Galaxy, Cloudwater Brewing Co.: Alkol oranı %5,1.Tatlı, ananas, mango, limon, greyfurt aromaların hissedildiği acılığı düşük çok taze bir bira. 

NW DIPA Galaxy, Cloudwater Brewing Co.: Yine aynı bira evinden bu sefer güzel bir indian pale ale içiyorum, Nw Dipa Galaxy. Centennial ve Chinook şerbetçi otlarının acılık ve aroma için; Galaxy, Amarillo, Citra ve Centennial şerbetçi otlarının ise soğuk ekleme yöntemiyle eklendiği bir bira. Bazı ipalar vardır koku harikadır ama tatta aynı notaları yakalayamazsınız. Bu bira kesinlikle öyle değil. Koku, tat, gövde bitiş çok tutarlı. -Aslında bu tutarlılık DDH pale galaxy’de de vardı- Mango, greyfurt, çimen, çiçeksi kokular burnu sarıyor. Yine çok taze. Karamel, çimensi ve çiçeksi tatlar, greyfurt, portakal, bu sefer tatlı bir ipa ile karşı karşıyayım. Cloudwater bira evi beni hayal kırıklığına uğratmadı.

Cloudwater
Cloudwater NW DIPA Galaxy ve ben 

Närke bira evinin saat 16:00’da servise sınırlı miktarda sunacağı Romkaggen Stormaktsporter için herkes sıraya geçiyor. Bu sıranın sebebi sadece sınırlı miktarda sunulma değil, ortada dünyanın en iyi birası olduğuna dair söylentiler dolaşıyor…. Ben de bira için sıraya geçtim. Bir yandan sırada beklerken diğer yandan da su içmeyi ihmal etmiyorum. Närke isveç, Stockholm şehrinden. Bira evi Stockholm Viski ve Bira Festivalinde katılımcıların oyuyla en iyi üçüncü bira evi seçilmiş. Merakla birayı tatmayı bekliyorum.

Närke Bira evi
Närke Biraevi, Romkaggen Stormakts Porter

Romkaggen Stormaktsporter, Närke Kulturbryggeri: Sonunda birayı tadabildim. Jameika rum fıçılarında yıllandırılan bir russian imperial stout. Hemen rom kokusu burnuma çalınıyor, burnumu biraz daha zorlayınca vanilya, kakao kokusu da alıyorum. İlk yudum; gövde orta üstü ; karamel, rom, vanilya bitişte daha çok kakao aroması alıyorum. Orta karbonizasyona sahip biramız % 12 alkol oranda. Dünyanın en iyi birası olmasa da gerçekten iddialı bir bira. Beklediğime değdi.

Sırada yine De molen bira evi var. Push and Pull Bourbon Barrel Aged Tiramisu stout. Bu birayla ilgili çok fazla öneri aldım, ayrıca ev sahibini de unutmamak gerek değil mi? 

img_2348.jpg
Push and Pull Bourbon Barrel Aged Tiramisu Stout

Push and Pull Bourbon Barrel Aged Tiramisu Stout, De molen: Tatlı biralara hayranım. Tatlı eşiğimin de normalin üstünde olduğunu düşünmüşümdür hep. Fakat Push and Pull Bouborbon Barrel Aged bu eşiğimi zorlayamadı. Belki daha önce içtiyseniz zaten tatlı bir bira diyebilirsiniz, zaten ben de sizlerle hemfikirim, sadece bireysel bir yakarış benimkisi… Yağ gibi bir yapısı var biranın, viskoz bir hali var. Kavruk tat, çikolata, vanilya, kuru meyve, karamel ve fıçı tatları aldım ben biradan. Karbonizasyon ortanın altında gövdeli bir bira. Alkol oranı %10,5. 

Tiramisü’mü içtikten sonra Canım deneysel bir bira içmek istedi. Yine De molen bira evinden bu sefer  Hot & Spicy (Van Hel & Verdoemenis)’i aldım. 

Hot & Spicy (Van Hel & Verdoemenis), De Molen: Festivalin ilk beğenmediğim birası ev sahibi de molen’den geldi. Biber aroması olan biraları seviyorum fakat Bu birada aroma çok fazla, boğazı yakan cinsten. Bu aroma varken benim diğer aromaları hissetmeye çalışmam zaten mümkün değil. Damağıma hiç uygun bir bira değil.

Bira beni o kadar etkilemiş olacak ki bardağı elimden düşürüp kırıyorum, çevremde yükselen sesler! Ortam güzel ama özne ben olunca pek hoş bir durummuş gibi durmadı. Kapıdaki görevliye gidip durumu anlattım, evet ücretsiz yeni bir bardak edindim….

Beavertown bira evinin bulunduğu standa doğru gidiyorum bu sefer. Londra’lı mikro bira evi. Gerek kutu tasarımlarını ve gerekse biralarını çok seviyorum -özellikle indian pale ale’lerini- Fakat Borefts 2017’deki bira çeşitleri beni hayal kırıklığına uğrattı. Yakın tarihlerde kendi festivalleri olması bence buna bir özür değil.  

Beavertown
Beavertown Bira Evi

Heavy Lord w/Coffee, Beavertown: Belki de Beavertown’dan içtiğim ilk imperial stout bu bira. %14,7 alkol oranına sahip. Benim birada alkol sınırım şimdiye kadar hep %13 oldu, genelde %13 ve üstü içtiğim biralarda alkol ben buradayım diye kendini gösteriyor, bu birada öyle. Alkolün yanında bunu karamel, çikolata, güçlü bir baskın bir kahve aroması hissediliyor. Gövde ortanın üstü. 

Beavertown
Heavy Lord w/Coffee, Beavertown

Birinci gün içtiğim diğer biralar hakkındaki yorumlarım ise şöyle:

Pöhjala Bira Evi, Estonya CocoBanger,%12,5: Kakao,hindistan cevizi, kahve, karamel aromalarının ağırlıkta olduğu tatlı bir imperial stout.

White Stout, De molen: De molen bira evinden yine deneysel bir bira. Bence olmamış. Kahve, karamel, aromaları çok baskın dengeli bir bira değil. 

IMG_3750 (1)
White Stout, De molen

Business As Usual, Stigbergets: Floral şerbetçi otu aromalarının yoğun olduğu bir ipa. Mango, portakal, karamel, çam ne ararsanız var, tatlı bir ipa değil. Alkol oranı % 7.

Lumor, Stigbergets: Alkol oranı %9 olmasına rağmen kolay içimli bir bira, şaşırtıcı. Çiçeksi tatlar ve koku önde, ayrıca çimen, meyve, baharat aromaları da hissediyor. Stigbergets bira evinden yine harika bir bira.

Uno Ipa, Stigbergets-Omnipollo: İki tane harika bira evi beraber bira üretir de ortaya kötü bir bira mı çıkar, elbette hayır. Biranın bulanık renkli bir bira. Renk olarak belçika buğday biralarını andırıyor. Greyfurt, mango, çimen, malt aromalarının hissedildiği orta gövdede ve karbonizasyonda bir bira.

5
Günün sonu, kafalar çok iyi, Stigbergets

21 Grams Cryo Hops, De Molen: De molen’in yeni biralarından biri daha. Birinci günün son birası. % 9 alkol oranına sahip bir imperial ipa. Üretiminde Cryo şerbetçi otları (Simcoe, cascade ve mosaic) , ayrıca  yulaf ve mısır da kullanlmış. Tatlı yanı daha fazla ağır basıyor, acılık orta ve altı. Alkol oranının % 9 olduğuna inanamadım. o derece kolay içimli, kremamsı, tropikal meyvelerin hakim olduğu bir bira. Ben sevdim.

De molen
21 Grams Cryo Hops, De Molen

Festivalin ilk günü çok keyifliydi. On sekiz adet bira tattım. Tattığım türler genelde imperial stout ve Indian Pale Ale’di. Bu biraların yanında bol bol da su içmeyi ihmal etmedim…

Saat 22:30 kalabalık grupla beraber tren istasyonuna doğru ilerliyorum. Yarın cumartesi! ikinci gün için dinlenmem gerek! Festivalin ikinci günü ve genel değerlendirmenin olduğu bölüm ise bir sonraki yazımda olacak.

Yazımı Borefts 2017’nin ilk gününün tamamını anlatan -hızlandırılmış çekim- video ile sonlandırıyorum, aşağıdaki linkten videoya ulaşabilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s