Belçika’nın En İyilerinden Biri: “De Dolle Bira Evi”

De Dolle Bira Evi, Esen, Belçika

Her yıl hamsin yortusunun (paskalyadan sonraki 7. pazar gününe rastlayan bir yortu, musevilik hamsin bayramı) ikinci gününde, tereyağı üreticileri Belçika’nın Batı Flanders kentindeki Esen adlı küçük bir köyde bir araya gelir, ve üç yeni üyeye tereyağı şovalye nişanı verilir. Geleneğe göre bu nişana layık görülen her bir kişi Esen Belediye Başkanı’nın önünde eğilir. Flemenkçe Orde van de Beuterwaeghe olarak isimlendirilen bu etkinlikte köyde ve çevrede tere yağı üretimi kutlanır, tereyağı şovalye nişanı verilmeden önce geçit töreni yapılır ve tere yağı şartnamesine göre ilgili muayeneler tatbik edilir.

Törenin kameramanı ise yerel tarihçi, mimar, ressam ve bira üreticisi Kris Herteleer’dır. Her yıl tereyağı şovalye nişanına layık görülen kişilerin resmini 70 cm x 70 cm sulu boya ile resmeden Kris, bira fabrikasının duvarına bu resimleri asar. Kendisi aynı zamanda son 40 yıldır, Oerbier, Arabier ve Stille Nacht gibi Belçikalı klasiklerin üreticisi De Dolle Brouwers’ın da sahibi aynı zamanda bira üreticisidir.

Kris Herteleer
Tereyağı Şovalye Nişanı’na layık görülen kişilerin fabrika duvarına resmedilmesi
De Dolle Bira Evi, Esen, Belçika

De Dolle Brouwers (İngilizce “mad brewers”) ilk biralarını ürettiği yıllarda (1980), Belçika’daki bira sahnesi şimdikinden farklıydı. Büyük bira evleri daha küçük zanaatkar ve aile bira işletmelerinin çoğunu satın almış ve piyasaya şekerli meyveli biralar ve tatlı sarı renkli alt fermante yöntemiyle üretilen biralar sürülmekteydi. Alman Pilsner’lerin başarısı daha geleneksel bira fabrikalarında işten çıkarmaların artmasına yol açmıştı. Ünlü bira yazarı Michael Jackson, Belçika bira kültürünün inceliklerini henüz dünyanın geri kalanına anlatmaya başlamamıştı.

De Dolle Bira Evi Logo

Herteleer, “Etiketlerimize‘ Anno 1980 ekledik, çünkü bir çok kişi tarafından taklit edieceğimizi biliyordum” diyor. Bir çok küçük bira fabrikasının kapandığı dönemde 1980 yılında kurulan bira evi, Belçika’nın ilk küçük zanaatkar bira fabrikasıdır.

Herteleer’in kardeşi Jo, doktor olduğunda yardım için Güney Amerika’ya gitmeye karar verir, kardeşi gitmeden önce evde yaptıkları tüm biraları denemek isteyen ikili şişeler büyük olduğu için tadıma arkadaşlarını da davet ederler. Biralar beğenilir, arkadaşlarından biri bira fabrikası için yatırımcı olmak isteyen birini tanıyordur, böylece bira evi fikri ortaya çıkar.

İkili geçmişi 1835 yılına dayanan, 2000 nüfuslu bir köyde bulunan ve şimdiye kadar 6 bira evine ev sahipliği yapan Costenoble Bira evini satın alarak üretime burada başlarlar. Herteleer ve kardeşine finansal desteği Romeo Bostoen verir, ve bazı yetenekli bira teknisyenlerinin yardımıyla, fabrikayı uygun bir şekilde dizayn edip üretime başlamışlardır.

Costenoble Bira evi
Costenoble Bira evi
Costenoble Bira evi

Birada şarap fıçıları kullanma konusunda küresel öncülerden biri olan De Dolle Bira evi, -sour tekniğini kullanarak değil- belçikada fıçının karakterini biraya ilk aktaran bira evi olduklarını iddia etmektedir. Ve bunun tamamen tesadüfi olduğunu da belirtiyorlar.

Bu tesadüf, 16 yıl önce De Dolle’nin kullandığı mayadaki zoraki değişiklik nedeniyle meydana gelmiştir. De Dolle, 2000 yılına kadar, bir diğer önemli yerel bira fabrikası olan Rodenbach Bira evinden mayayı temin etmekteydi. Bu mayayı hem Oerbier (firmanın baz biralarından biri, belgian dark strong ale) hem de Stille Nacht (Firmanın noel birası, anlamı sessiz gece) isimli biralarında kullanmaktaydılar. (Ayrıca bu mayayı Sin Sixtus, Brouwerij Felix, Oudenaarde’deki Brouwerij Liefmans ve Ichtegem’deki Brouwerij Strubbe gibi pek çok bira fabrikası kullanmaktaydı). Rodenbach bira evini 2000 yılında Palm bira evi satın aldığında diğer bira evlerine maya tedariki sona ermiştir.

Rodenbach bira evinden gelen mayanın sadece Saccharomyces Cerevisiae değil Lactobacillus ve Pediococcus de içeren kompleks bir mayadır. De dolle bira evinin kullanmaya başladığı mayada ise sadece Saccharomyces Cerevisiae bulunur. Bunun sonucunda Stille Nacht şişeleri patlamaya başlar. (Lactobacillus ve Pediococcus bakterileri fermantasyon sürecini yavaşlatır ve birada asidik ve ekşi tatlar üretir)

Herteleer, yardım istemek için başka bir bira üreticisi -Brüksel’deki Cantillon bira fabrikasından Jean-Pierre Van Roy’u çağırır. Firma, Lambiklerini yıllandırmak için fıçı kullanıyordu ve Cantillion’un çeşitli Avrupa ülkelerinde şarap üreticileriyle bağlantıları vardı. Cantillion’dan dokuz adet Saint-Julien şarap fıçısı alınır. (Saint-Julien, yüksek kalite ve daha da yüksek fiyatıyla bilinen Bordeaux bölgesindeki kırmızı şarap için bir Appellation d’Origine Contrôlée’dir). Stille Nacht ve Oerbier bu fıçılara koyulur ve bir süre sonra unutulur. (Stilla Nacht Reserva ve Oerbier Reserve’in ortaya çıkışı).

Saint-Julien şarap fıçısında yıllanan Stille Nacht
Saint-Julien şarap fıçısında yıllanan Stille Nacht

Birkaç yıl sonra, 2006’da bir grup Amerikalı, İtalyan bira gazetecisi Lorenzo Dabove ile Belçika’yı dolaşır Westvleteren’e gitmek isterler ama Herteleer’in davetiyle De Dolle Bira evini ziyaret ederler.

Grupta Allagash Bira evinden Rob Tod, Dogfish Head’ten Sam Calagione, Russian River’dan Vinnie Cilurzo, Lost Abbey’den Tomme Arthur ve Avery Brewing’den Adam Avery vardı. Herteleer onlara 6 yıl şarap fıçılarında dinlendirilmiş Stilla Nacht ve Oerbier tattırır ve biralar çok beğenilir, başarının sırrı sorulur; cevap ise sadece beklemektir. Allagash Bira evinden Tod biralara hayran kalır, bu ziyaretten sonra en az yılda bir kere De Dolle bira evini ziyaret etmeye başlar. Bu tesadüfi olay her beş yılda bir özel bir sürüm olarak Şarap fıçılarında yıllanan Stille Nacht Reserva’nın ortaya çıkışına neden oldu.

Allagash Bira evinden Rob Tod, Dogfish Head’ten Sam Calagione, Russian River’dan Vinnie Cilurzo, Lost Abbey’den Tomme Arthur ve Avery Brewing’den Adam Avery
Kris Herteleer

Bir çok Belçikalı üreticinin aksine De Dolle Bira evinde keşişlerin, kurgusal azizlerin veya manastırların temsili yoktur. Bunun yerine bir çizgi film karakteri yaratıp logo olarak bunu kullanmaktadırlar, Oerbier Man. Bira evinin figüründeki oyuncağın temsili için Herteleer “Bir maya hücresinden yapılmış küçük bir adam” demektedir. “Maya bira için çok önemlidir. Maya hücresinin birkaç tomurcuklanması vardır: biri kafa, ikisi kol ve ikisi ayak. İnsanlar onun çocukça olduğunu söylüyor.

Oerbierman

Ayrıca bira evinin etiketinde yazan “Nat en Straf” Nat ıslak “içeride ve dışarıda ıslak”, Straf “ cesur ve güçlü” anlamına gelmektedir. Bu iki sözcüğün birleşimi biranın ilk yapılış aşamasından içilme sürecine kadar gereken enerjiye ve sıkı çalışmaya bir referanstır.

Kris’in genç bira asistanı Lennart Pynebrouck tüm hayatı boyunca bira fabrikasının yanındaki evde yaşadı ve Oerbier ve Arabier’i içerek büyümüş. Mühendislik ve mikrobiyoloji mezunudur.

Lennart Pynebrouck

Oerbier

Oerbier

Yüzde 9 alkol oranına sahip Belgian Strong Dark Ale (koyu renkli yüksek alkollü belçika tipi bir bira) türünde bir bira olan Oerbier firmanın en önemli biralarından biri. Ürünle ilgili ekşi bakteriler geliştirdiklerini söyleyen Kris, Başlangıçta lactobacilli etkinliğinin fazla olduğu fakat fermantasyonun ortasında, birada alkol oranı arttığında bu bakterinin faaliyetinin sınırlandığını belirtiyor. Ayrıca Birada yedi çeşit malt kullandıklarını, bunların köpük dayanımı, renk ve lezzete katkıda bulunduğunu da belirtiyor.

Arabier

Arabier

Herteleer, stoacı dengeye olan tutkusu genellikle alfaya genel olarak muhafazakar bir tavır sağlayan bir ülkede şerbetçiotu biralarda şerbetçi otunu fazlaca kullandığını söylüyor Örneğin Arabier’ın bugünün standartlarına göre acı bir bira (IBU: 60). Arabier yoğun şerbetçi otu ve malt kullanılan bir bira.

Special Extra Export Stout

De Dolle ayrıca Belçika’da yaygın olmayan bir tür olan Export Stout üretir. Bu bira Herteleer’in ticari olarak popülerliği en az olan, ama kendi kişisel favorilerinden biridir. Kris’in Kardeşlerinden birinin bacağı kırılır ve doktor stout türü bira içmesini tavsiye eder çevrede bulabildikleri stout Whitbread’tir. Daha sonra Guinnes’in export stout’unu keşfedilir, o zamanlar Antwerp’te üretilip şişelenmektedir. Londra ve Dublin’de stout biranın tarihini araştırmaya başlayan Kris Stoutların Rodenbach bira evi gibi Foeders fıçılarında bekletildiğini görür. Export Stout’da kavruk maltlar, Karamel malt, pale malt, nugget şerbetçi otu kullanılmıştır, Fermantasyon şartları Oerbier ile benzerdir.

Stille Nacht

Stille Nacht Reserva

De Dolle bira evinin en iyi birası şüphesiz Noel’de sınırlı sayıda üretilen Stille Nacht’tır. Birada son baharda üretilen taze şerbetçi otlarını kullanılır ve ayrı ayrı üretilen on farklı parti karıştırılır.

Başlangıçta koyu renkli olan birayı bir çokları Oerbier’ın farklı versiyonu olarak görmüştür, ilk olarak 1982 ve 83’te üretilen Stille Nacht’lar için herkes güzel bir Oerbier demiştir. Hatta Oerbier iyi değil mi de böyle bir bira üretiliyor diye söylentiler çıkar. Bu söylentilerden rahatsız olan Herteleer biranın reçetesini değiştirir ve Pale malt ekler.

Belçika’da kış biraları türden ziyade daha çok geleneklere göre üretildiğini söyleyen Herteleer türün genelde koyu renkli tatlı, baharat ve bitki ve meyve aromalarını içerdiğini belirtiyor; Stille Nach’ın bu biralardan farklı olarak açık renkli olduğunu ve bitki, baharat aromalarını içermediğini de ekliyor.

Stille Nacht 178 farklı Noel ve kış birasının katıldığı Avrupa’nın en saygın festivallerinden biri olan Essen’deki yıllık Noel Bira Festivali’ndeStille Nacht 2005, 2007, 2010 ve 2015 yıllarında en iyi bira seçilmiştir.

Bira evinin diğer biraları: Dulle Teve Tripel, Boskeun Belgian Strong Ale ( paskalya döneminde üretilen bir bira), Lichtervelds Blond Ale, Evil Arabier Sour, Oeral Belgian Pale Ale, Drie Mussen Belgian Strong Ale.

Tarihin Eski Bira Türlerinden Biri ‘Porter’

Tarihin eski bira türlerinden biri olan Porter aynı zamanda ingilizlerin en eski Ale tipi bira türü olarak da bilinir. Rivayete göre 1700’lü yılların başında Londra’lı bir biracı taze ve yıllandırılmış biraları bir fıçıda karıştırıp uygun fiyata müşterilerine sunar ve bu karışıma “Porter” denilmeye başlanır.

Kökeni ne olursa olsun 1726 yılına gelindiğinde Porter türü Londra’da yaygınlaşmaya başlamıştır. Anlamı ingilizce hamal, ücretle yük taşıyan kimse olan Porter, erken sanayi devrimini savunmak için Londra’ya göç eden işçiler tarafından benimsenmiştir. 1780 yılına gelindiğinde İngiltere’nin en büyük işletmecileri Porter üreten bira evleri olmuştur, öyleki bazı bira evlerinin bankalar kadar değeri vardı.

Porter’ın gelişimi sanayi devriminin muazzam kentsel büyümesine denk gelmiştir. Tür bira fabrikalarında endüstriyel olarak üretilen ilk bira olmuştur. Ayrıca ürün grupları ve markalar gibi günümüzde yaygın olan pazarlama stratejilerinden yararlanılmıştır.

Porter köken itibariyle ucuz kahverengi maltlardan yapılmaya başlanmıştır. Doğrudan odun ateşinde kurutulan malt biraya isli ve dumansı bir tat vermiştir. 1770’li yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler Porter’ın kahverengi malt yerine Pale malt kullanmasını daha uygun maliyetli hale getirmiştir. Bira üreticileri tariflerini Pale malt ve az miktarda kahverengi malt kullanarak güncellemiştir. Fakat bu da biranın rengine etki etmiş koyudan soluk “pale” renge dönüş gerçekleşmiştir. Bu kısmı çok ilginç fakat bazı üreticiler biranın her zamanki gibi sert, ‘güçlü’ olduğunu göstermek için biraya Afyon, Kenevir ve Hindistan’da balıkçılar tarafından balıkları sersemletmek için kullanılan bir meyve suyu kullanmışlardır. (Dipnot:Tabi günümüzde bunların hiçbiri kullanılmamaktadır)

Porter üretimi, 1817’de Daniel Wheeler malt kavurma tamburunu ‘dram’ını icat ettiğinde devrim yarattı. Bu yöntemle tahıl yanmadan siyah malt üretilebildi. Bu, bugün evde ve endüstriyel üretimlerde kullanılan siyah maltlardır.

Malt Tamburu
Malt Tamburu

Siyah malt, Porter bira ikilemini çözmüştür. Artık Porter tarifinin% 90’ı için uygun maliyetli pale malt kullanılmaya başlanmış, siyah maltın az bir miktarı kullanılarak orjinal porter rengi yakalanmıştır.

Modern English Porter, malt kavurma tamburu önceki dönemin günümüz halidir. Herhangi bir siyah malt olmadan yapılan English Porter yanık, fındık, karamel aromalarının hissedildiği düşük şerbetçi otu profiline sahip orta derecede kavruk notaların hissedildiği düşük miktarda maltsı ve bitter aromalarda dengede olan bir biradır.

English Porter (www.cicerone.org)

Siyah malt kullanılarak üretilen Porter ise bugün Amerikan Porter olarak bilinir, çünkü bu tür ABD’de İngiltere veya İrlanda’ya oranla daha yaygın olarak üretilir. Modern İngiliz Porter’ın aksine, American Porter’ın tarifinde siyah malt kullanılmaktadır. Bu, karamel veya çikolata notalarının eşlik edebileceği önemli bir lezzet aroması yaratır. Bununla birlikte, orta ile yüksek derecede bir acılıkla tatlı aromaların dengelendiği bir türdür.

American Porter (www.cicerone.org)

Madrid Bira Turu

İspanya’nın başkenti ve Avrupa’nın en kabalık şehirlerinden biri olan Madrid’de bira adına neler var birlikte inceleyelim.

Şehir bira adına Barselona’dan biraz geride fakat bira severleri memnun edecek nitelikte:

1. Be Hoppy Madrid

Adres: Calle Fucar 1, 28014 Madrid, İspanya

Açık olduğu gün ve saatler: Pazartesi-Cumartesi 11:00-15:00, 17:00-21:00

Pazar günü kapalı.

Aslen ingiliz olan Darren Campbell ve İspanyol Pepin Rocimas’ın sahibi olduğu bu küçük mekan aslında şişe dükkanı. Yerel ve dünyanın dört bir yanından; mevsimlik, yıllandırılabilen biraların bulunduğu barda ayrıca musluklarda 6 adet bira var. İlk resimde de görüleceği üzere 4’lü tadım setleri mevcut ve 10 euro. Dolaptan herhangi bir birayı alıp mekanda da içebilirsiniz. Be Hoppy Madrid Mutlaka uğranması gereken yerler listesinde en üst sıralarda.

2. Brew Wild Pizza Bar

Adres: Echegaray 23, 28014 Madrid, İspanya

Açık olduğu gün ve saatler: Salı-Perşembe 13:00-01:00, Cuma-Pazar: 13:00-02:00

Pazartesi kapalı.

Muslukta 15 adet fıçı, şişe ve kutu biraların yanında isminden de anlaşılacağı üzere pizza da bulunabilen bir bar. Pizzalar çok lezzetli, mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Biralar da 4’lü tadım seti 10-11 euro arasında değişiyor. Musluktaki bira çeşitleri resimden de görüleceği üzere tatmin edici seviyede.

3. Chinaski Lavapies

Adres: Calle Le Fe 19, 28012 Madrid, İspanya

Açık olduğu gün ve saatler: Pazartesi-Perşembe 16:00-00:00, Cuma-Cumartesi 13:00-02:00, Pazar 13:00-00:00

Muslukta 18 çeşit biranın bulunduğu bunun yanında kutu ve şişe bira çeşitlerine de ulaşabileceğiniz bir bar burası. 4’lü bira tadım seti 9 euro. Bar sahibi bira konusunda çok bilgili ve yardım sever.

4. La Pirata Malasana

Adres: Calle Manuela Malasana 20, 28004 Madrid, İspanya

Aslen Barselona`lı olan La Pirata Bira Evi’nin Madrid’teki barı. Barcelona’lı La Pirata’nın bira macerası ilk olarak 2004 yılında ev biracılığı ile başlamıştır. Arkadaşlar arasında çok beğenilen biraya herkes ispanyolca “La Pirata” -korsan- demiş ve zamanla bira evi bu isimle anılmaya başlamıştır. 2012 yılında göçebe bira evi olarak ilk büyük üretim beş yüz litre olarak gerçekleştirmişlerdir.. 2013 yılında bira evinin en önemli birası Black Block Imperial Stout ve  Suria American Pale ale üretilmiş ve 2014 yılında Berlin Bira Festivalinde bronz madalya kazanmıştır. Bira evi 2015 yılında kendi bira fabrikasını açmış ve üretimlerine şu sıralar buradan devam etmektedir.

La Pirata ile ilk tanışmam Borefts 2017 bira festivalinde olmuştu. Madrid gezim sırasında Barlarını da ziyaret ettim. Mekan gayet güzel; fiyatlar da çevreye göre uygun. 4’lü taster 9 euro, 6 tane şişe bira (satın almalık) 15 Euro; 4 kutu bira (satın almalık) 16 euro. Uğramanızı tavsiye ederim, pişman olmazsınız.

5. Beer House Madrid

Adres: Cardenal Cisneros 16, 28010 Madrid, İspanya

Açık olduğu gün ve saatler: Her gün: 18:00-02:00

Oldukça kalbalık bir bar ve bira severler için bir cennet. Fakat fiyatlar biraz el yakıyor. Özellikle şişe ve kutu çeşitleri çok fazla. Fakat fiyatlar ortalamanın yaklaşık 5-10 euro üzerinde. Muslukta ise 12 çeşit biraları var, şişe ve kutu çeşitlerine göre fiyatlar makul. Fiyatlar benim için çok önemli değil önemli olan iyi bira diyorsanız mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Not: Barda tadım seti sistemi mevcut değil.

6. La Tienda De La Cerveza

Adres: Maldonadas 5, 28005 Madrid, İspanya

Açık olduğu gün ve saatler: Salı-Perşembe: 12:00-00:00, Cuma-Cumartesi: 12:00-01:00.

Pazar:12:00-18:00, pazartesi kapalı.

Burası da oldukça kalabalık bir mekan ve çok gürültülü. Öğlen ve akşam saatleri toplu olarak maç izlemeye gelen gruplar var. Fotoğraflardan da görüldüğü gibi muslukta 15 adet bira hmevcut. Şişe biralarda ise Belçika’lılar ağırlıkta. Bar sahibinin Orval biraları mumlaması da aklımda kalan noktalardan birisi. Bu barda da tadım seti mevcut değil ama istediğiniz biradan tadabiliyorsunuz.

Aşağıda ziyaretim sırasında uğrama fırsatı bulamadığım ve mutlaka uğranılması gereken bar ve şişe dükkanlarının listesini bulabilirsiniz:

1. LaBIRRAtorium

Adres: Vallehermoso 34, 28015 Madrid, İspanya

Açık olduğu gün ve saatler: Pazartesi: 17:00-22:00, Salı-Cumartesi: 11:00-14:30- 17:00-22:00 Pazar kapalı.

Şişe dükkanı olan bu mekanda aynı zamanda muslukta 6 çeşit bira mevcut. Benim bulunduğum yer şişe dükkanına çok ters olduğu için uğrayamadım.

2. The Stuyck Co.

Adres: Corredera Alta de San Pablo 33, 28004 Madrid, İspanya

Açık olduğu gün ve saatler: Her gün: 18:00-0:30

Yerli yabancı bira çeşitlerinin ysnında kendi biralarını da üreten mekan aynı zamanda restoran ve mekan için rezervasyon gerekli.

Amsterdam Bira Turu

Hollanda’nın Başkenti Amsterdam bira açısından oldukça zengin bir yer. Eminim yurt dışı gezi planı yapan bir çok kişinin listesinde Amsterdam vardır. Sadece Hollanda’nın değil Avrupa’nın en önemli şehirlerinden biri olan amsterdam’da bira adına neler var birlikte inceleyelim.

A- Şişe Dükkanları

1-De Bierkoning

Adres: Paleisstraat 125, Amsterdam

Açık olduğu gün ve saatler:

Pazartesi-Cumartesi arası: 11:00-19:00,

Pazar günleri 13:00-18:00

Ulaşım: Amsterdam merkez bölgesinde her yere yürüyerek kolayca ulaşabilmek mümkün. Centraal tren istasyonuna 13 dakika yürüme mesafesinde olan şişe dükkanı kanalları ve şehrin merkezini ziyaret eden herkes için belki de bir adım mesafede.

De Bierkoning Amsterdam’ın en önemli şişe dükkanlarından biri. Mekanda Avrupa ve dünyanın en iyi biralarına ve yerel biralara ulaşabilmek mümkün. Untappd uygulamasında güncel menüye ulaşabilirsiniz. Ayrıca Cantillion Bira evi’nin 2008 yılından beri düzenlediği ve bir çok bölgede ev sahibinin buldunduğu Zwanze gününün ev sahiplerinden biri De bierkoning. Lambic seven biriydeniz ve eylül ayında Amsterdam’daysanız kaçırmayın.

2- Sterk Avondverkoop

Adres: De Clercqstraat, 1-11 Amsterdam

Ulaşım: Şişe dükkanı şehrin biraz dışında. Rozengracht caddesi ile De Clercqstraat’ın kesişim bölgesinde yer alıyor. Merkeze yaklaşık 20 dakika yürüme mesafesinde.

Açık olduğu gün ve saatler:

Her gün sabah 9:00’den gece 1’e kadar.

Sterk Amsterdam’ın tek eksisi şehir merkezine uzak oluşu, gerçi çok da uzak değil yürümeyi seviyorsanız burası tam size göre. Bu şişe dükkanında çeşit De Bierkoning’e göre daha fazla. Avrupa, Amerika, diğer ülkeler ve yerel bira çeşitleri ürün gamları çok geniş üstelik fıçı bira çeşitleri de var ve bu biraları litrelik olarak da satın alabiliyorsunuz.

http://www.sterk.amsterdam sitesinden güncel menüye ulaşabilmek mümkün.

B-Barlar

1-Proeflokaal Arendsnest

Adres: Herengracht, 125, Amsterdam

Açık olduğu gün ve saatler:

Pazar-Perşembe arası: 12:00-24:00,

Cuma-Cumartesi günleri 12:00-02:00 arası

Ulaşım: Amsterdam Centraal istasyonuna yaklaşık 10 dakika mesafede olan Proeflokaal Arendsnest, Herengracht üzerinde ve çok merkezi bir bölgede.

Mekanda sadece yerel biralar var. Fıçı, kutu ve şişe bira çeşitlerine ulaşabilmek mümkün burada. Bira eşlikçileri de çok güzel. Fıçıda 52 adet bira var, Menüyehttp://www.arendsnest.nl/on-tap/on-draft/ adresinden ulaşılabiliyor. Yerel bira kültürünü merak eden herkes buraya uğramalı.

2-Beer Temple

Adres: NIEUWEZIJDS VOORBURGWAL 250, AMSTERDAM

Açık olduğu saatler:

Pazar-Perşembe: 12:00-00:00

Cuma-Cumartesi:12:00-02:00

De Bierkoning şişe dükkanına çok yakın ve merkezde olan American Beer Bar Beer Temple’de -çoğunluğu amerika biraları olmak üzere- 35 çeşit fıçı ve özel şişe bira çeşitleri de mevcut. Farklı craft lezzetler arayanların uğraması gereken bir yer. Menü için: http://www.beertemple.nl/on-tap/on-draft/

3-Bierproeflokaal In De Wildeman

Adres: KOLKSTEEG 3, AMSTERDAM

Açık olduğu saatler:

Pazartesi-Perşembe: 12:00-01:00

Cuma-Cumartesi:12:00-02:00

Ulaşım: Amsterdam Centraal tren istasyonundan yürüyerek yaklaşık 6 dakika. Kaldığım yer merkeze de yakın olduğundan benim amsterdamda uğradığım ilk yer burası olmuştu.

Fıçıda 11 adet birası olan mekanın biralara çeşitliliği ortalama. Ratebeer.com puan ortalaması yüksek olduğu için buraya beklenti içerisinde gelmiştim dolayısıyla umduğumu bulamadım, ama sevenin fazla olduğu keyifli bir mekan. Uğramanızı tavsiye ederim.

4- ‘Cause BEER Loves FOOD

Adres: LANGE LEIDSEDWARSSTRAAT 4, AMSTERDAM

Ulaşım:Rijk müzesine yaklaşık 10 dakika yürüme mesafesinde.

Açık olduğu saatler:

Pazar-Perşembe: 16:00-00:00

Cuma-Cumartesi: 16:00-02:00

Burası bir brewdog bar olmasa da brewdog onaylı bir bar ve brewdog biraları barda mevcut. Ayrıca bira ve yemek arayanlar için ideal bir tercih.

5-Café Gollem Raamsteeg

Adres: RAAMSTEEG 4, AMSTERDAM

Ulaşım: De bierkonig şişe dükkanına ortalama 3 dakika yürüme mesafesinde. Şehir turu yaparken soluklanıp güzel bir bira içebilirsiniz.

Açık olduğu gün ve saatler:

Pazartesi-Perşembe arası: 16:00-01:00

Cuma-Cumartesi günleri 12:00-02:00 arası

Pazar günü 12:00-01:00

Mekan daha çok Belçika birasına yönelik; ama bunun yanında yerel ve uluslararası bira evinden seçkiler bulabilmek mümkün.

6- Gollem Craft Beer Amsteelstraat

Adres: Amstelstraat 34, Amsterdam

Ulaşım: Amstel caddesinde ve Willet-Holthuysen sanat müzesine çok yakın olan bar Amsterdam Centraal tren istasyonuna yaklaşık 20 dakika yürüme mesafesinde.

Açık olduğu gün ve saatler:

Pazartesi-Perşembe arası: 16:00-01:00

Cuma-Cumartesi günleri 14:00-03:00 arası

Pazar günü 14:00-22:00

Barda her dönem bulabileceğiniz 10 adet, 10 adet haftalık olarak değişen ve 10 adet de mekanın favori bira evlerinden seçkiler olmak üzere 30 adet fıçı bira çeşidi var. Bu biraların hepsini bir arada bulabilmek bazen mümkün olmuyor tabi, mesela benim ziyaretimde sadece klasik 10’lu menüleri mevcuttu. Bu barda da dünya ve yerel biralar bulunsa da daha çok Belçika biraları var. Barın güncel menüsüne untappd uygulamasından ulaşabililirsiniz.

C-Bira Evleri

1-Brouwerij ‘t lJ

Adres: Funenkade 7, Amsterdam

Açık olduğu gün ve saatler:

Hergün: 14:00-20:00

Ulaşım: Merkeze biraz uzak olan bira evine ulaşım tramvay ya da metro ile sağlanabilir. Ben Rijksmuseum’dan 7 numaralı tramvayı kullanmış ve Hoogte Kadİjik durağından bira evine ulaşım sağlamıştım.

Aslen Duvel Moorgat’ın sahibi olduğu bira evinde fıçıda klasik olarak pale ale, belgian tripel, belgian dubbel, witbier, ipa ve belgian strong ale türleri bulunuyor. Bu un yanında limitli olarak dönem dönem 1-2 adet ve farklı bira sunuyorlar. Biraları ortalama düzeyde diyebilirim. Diğer yandan bira evinin bahçesinde oturup bira içmek gerçekten keyifli. Amsterdam’a gidip yerel kraft bira evi ziyaret etmek isteyenlerin mutlaka uğraması gerek.

D- Diğer Öneriler

Bu mekanlar yetmez dahası yok mu diyorsanız; Amsterdam gezim sırasında benim ziyaret edemediğim ama listemde olan yerleri aşağıda listeledim; bu listeden de çok rahat bir bira turu yazısı çıkar:

1-Craft&Draft

2-Lagunitas TapKabinet

3-Kingfisher Cafe

4-Foeders

5-Oedipus Bira evi

6.Helst

7.De Spuyt

Ayrıca…

Amsterdam’ı bir kaç günlüğüne değil de 1 haftalık bir plan dahilinde ziyaret ediyorsanız Hollanda’nın en önemli kraft bira evlerinden biri olan De Molen bira evini ziyaret etmenizi tavsiye ederim; heleki bu ziyaret eylül sonlarındaysa bira evinin her sene düzenlediği Borefts bira festivaline de katılabilirsiniz.

Borefts Bira Festivali ile ilgili yazılarıma aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

https://biramayasi.net/2017/11/23/borefts-2017-1-bolum/

https://biramayasi.net/2017/12/17/borefts-bira-festivali-2017-2-bolum/

De Molen Bira Evi Bodegraven’de; ulaşım Centraal istasyonundan tren ile yaklaşık 45-50 dakika.

Kaynaklar:

http://www.ratebeer.com

http://www.untappd.com

Milano Bira Turu

  • İtalya deyince birçoğumuzun aklına şarap gelir. Fakat bilinenin aksine bu ülkede kraft biraya ilgi son yıllarda büyük ölçüde artmıştır. Bunlara paralel olarak yerel üretici sayısında gözle görülür bir artış olmuştur; tüm bu olumlu gelişmelere rağmen İtalya’da biradan alınan verginin yüksek oluşu, -dolayısıyla bira fiyatlarının fazla olması- (şarap lobisinin ve büyük tekel bira üreticilerin de bunu desteklemesi), belki de ürün kalitesi açısından ülkenin Avrupa’nın diğer büyüklerinin (İspanya, İngiltere, Almanya, Hollanda, Belçika) gerisinde kalışının bir nedenidir. Yine de bardağın dolu tarafından bakarak yazıya devam etmek daha önemli…
  • Bu yazıda İtalya’nın en önemli şehirlerinden biri olan Milano’da bira adına gidilebiecek mekanları derledim:
  • Lambiczoon

    Adres: Via Friuli 46, Milano, İtalya.

    Ulaşım: Bar merkeze biraz uzak. 16 numaralı Via Monte Velino tramvayını kullanarak mekana ulaşım sağlanabilir. Via Comelico durağında inilmesi gerek, yürüme mesafesi ise 90 metre.

    Lambic türü birayı seviyorsanız ya da yeni tatlara açıksanız uğranılması gereken yerlerden biri Lambiczoon. Mekanda fıçı çeşitlerinin yanında 50’den fazla farklı lambic türü bira bulabilmek mümkün. Eğer ipa, stout, belgian ale gibi türleri de tatmak istiyorsanız fıçıda bu türler de mevcut. Yalnız fıçıdaki biralardan sadece lambic türündekileri tadım bardağında alabiliyorsunuz; diğerleri 0.3-0.5 litre arası bardaklarda servis ediliyor. Biranın yanında atıştırmalık ve hamburger servisi de var.

    Sloan Square

    Adres: Piazza Cadorna 2 Milano, İtalya

    Ulaşım: Mekan Cadorna metro istasyonuna çok yakın. Hem M1 hem de M2 metro ağıyla ulaşım mümkün.

    Sloan Squarre’de 24 çeşit fıçı bira var ve bunun yanında kutu bira çeşitleri de mevcut; biraların çoğu avrupa ve dünyanın en önemli bira evlerinden. Barda bulunan şişe biraların satışı yok ve bunlar mekan sahibine ait. Bira fiyatları 5 ile 10 euro arasında değişiyor. Barda tadım seti şeklinde sunum yok sadece 0.2 ve 0.33’lük sunumlar mevcut. İşin en ilginç tarafı ise burada italyan kraft biralarına ulaşabilmeniz mümkün değil.

    Pazzeria

    Adres: Piazza Bande Nere 2 Ang. Viale Caterina Da Forli, Milano, İtalya

    Ulaşım: M1 metro ağı Bande Nere metro istasyonuna 1-2 dakika yürüme mesafesinde. Milano’nun bir çok bölgesinden metro hatlarını kullanarak ulaşabilmek mümkün.

    Pazzeria’da şaşırtıcı bir şekilde; De dolle, Orval, Westvleteren, Westmalle gibi belçikanın en iyi biraları mevcut. Bunların yanında fıçı olarak italyan craft bira türleri ve avrupa ve dünyanın diğer ülkelerinden seçkiler mevcut barda.

    Baladin Milano

    Adres: Via Solferino, 56, 20121 Milano M1, İtalya

    Ulaşım: M2 metro hattı Moskova durağına 6 dakika yürüme mesafesinde olan bara diğer metro hatlarından da ulaşabilmek mümkün.

    Baladin Milano’nun tüm biraları kendi üretimleri. Fıçıda 11 adet biraları oluyor. Bunun yanında şişe bira seçenekleri de mevcut. Genel olarak ürettikleri bira türleri; barley wine, belgian strong ale, porter, stout ve blonde ale. Barın güncel menüsüne ise untappd uygulamasından ulaşılabilir.

    Shallo

    Adres: Via Vigevano, 6, 20144, Milano, İtalya

    Ulaşım: Bar Pora Genova’da. Navili Milan’ya gelip de mutlaka görülmesi gereken yerler arasında zaten. Bara M2 metro istasyonunun Porta Genova durağında inerek ulaşılabilir.

    Küçük bir bar, Shallo. Ama yolunuz Navili’ye düştüyse mutlaka uğrayın derim. Çoğunluğu yerel olmak üzere fıçıda 6 çeşit biraları var, bunun yanında avrupa ve amerika seçkilerinin yer aldığı kutu ve şişe bira seçenekleri de mevcut.

    Hops Beer Shop Milano

    Adres: Via Montebello, 14, 20121, Milano, İtalya

    Ulaşım: Mekan M2 metro hattı Moscova durağına 5 dakika uzaklıkta. Mekana Ayrıca M1 metro istasyonundan Cadorna durağından aktarma yaparak da ulaşabilir.

    Küçük bir yer Hops Beer Shop Milano, daha çok şişe dükkan görünümünde, ama içeride ve kapı önünde de bira içilebiliyor. Fıçı, kutu ve şişe bira çeşitlerine ulaşabilmek mümkün; zaman zaman haftalık yenilenen bir menüleri var. Güncel menülerine Untappd uygulamasından ulaşılabiliyor. Bir ayrıntı daha; italya’da çok yaygın olan Glavo uygulamasıyla da bu şişe dükkanından bira sipariş edebilmeniz mümkün.

    Roybeer

    Adres: Via Plino, 63, Milano, İtalya

    Ulaşım: Roybeer, M2 Metro istasyonu Piola durağına 11 dakika yürüme mesafesinde.

    Ziyaret ettiğim mekanlar arasında bira adına en iyi yerin burası olduğunu söyleyebilirim. Bira çeşidi çok fazla, bunun yanında bardak, ev birası malzemeri de var, ve fiyatlar da diğer yerlere göre oldukça uygun. Mutlaka ziyeret edilmesi gereken bir yer.

    Fakat şişe dükkanı biraz dar ve burada bira içilmiyor. Bunu dikkate almak gerek.

    Not: Pazar ve pazartesi kapalı olan mekan; Cumartesi 09:30-19:00, diğer günler ise 09:30-13:00; 15:30-19:00 arası açık.

    Son önerim Milan’ya trenle 38 dakika mesafede olan ve mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olan Como’dan. Milano ilinin kuzeydoğusunda İsviçre sınırında yer alan bu küçük şehir ismini aldığı Como gölü ile tanınır:

    Il Birratrovo

    Adres: Via Giosue Carducci 3, Como, İtalya

    Ulaşım: M2 metro hattı üzerindeki Centrale durağından Como’ya tren ile yaklaşık 38 dakikada ulaşılabilir. Tren bileti Centrale tren istasyonundan ya da go euro uygulamasından alınabilir.

    Bu mekanı listeye almamın nedeni hem Como’nun Milano’ya yakın oluşu ve hem de çeşitlilik açısından listedeki en iyi mekanlardan biri olmasıdır.

    Il Birratrovo’da çeşitlilik oldukça fazla. Yerel, Alman ve Belçika tarzı biralar ağırlıkta burada. Fıçıda da İtalyan kraft biraları var. Como’ya yolunuz düşerse mutlaka listenize alın.

    Prag Bira Turu

    68FAADF9-712C-4BAC-AC3A-35A922F1B4E1

    Prag, Çekoslavakya ve Çek Cumhuriyeti’ne başkentlik yapmış tarihi açıdan önemli bir şehir; aynı zamanda dünyanın en büyük yazarlarından biri olan Franz Kafka’nın da memleketi. Tarihi ve kültürel açıdan önemli bir yere sahip Prag’da bira adına neler var, gelin hep beraber inceleyelim:

    Öncelikle 4 günlük Prag turum sırasında hangi mekanları ziyaret ettim listeleyelim:

    Maly/Velky

    Beergeek Bar

    Beergeek Beer Shop

    Base Camp Pivni Galerie

    Zly Casy

    Pivovar U Supa

    U Kunstatu

    Maly and Velky

    İnternet Adresi: http://www.malyvelky.cz

    İngilizce “Little Big”, Türkçe “Biraz Büyük” anlamına gelen Maly/Velky’nin kökeni Slovakça’dır ve mekanın sahipleri de slovak kökenlidir. Gördüğünüz üzere Çekoslovakya’nın etkisi burada hâla devam etmekte…

    Mekanda 8 adet fıçı biraya, dünyanın farklı yerlerinden şişe ve kutu biraya ulaşabilmek mümkün. Barın restoran bölümü de var ve rezervasyon ile gidilebiliyor. 2-Vinohrady Sokağında…

    Benim Prag’da ilk tercih ettiğim yer burasıydı. Uçağın türbülans yapması beni hayli kötü yaptığı için burada sadece 2 bira içebildim fakat bavul için buradan 5-6 tane de bira aldım…

    İlk biramız Sloven üretici Lobik’ten; Fruitpocalypse Now.

    Lobik Bira Evi

    Gregor Boltic uzun süren ev birası macerasından sonra 2016 yılının ilk baharında resmi olarak üretime başlar. Yıl sonunda Ülkedeki en iyi bloglardan biri tarafından Slovenya’da yılın bira evi seçilirler. Ertesi sene ise ratebeer tarafından Slovenya’nın en iyi ikinci bira evi ve en çaylak bira evi ödülüne layık görülürler.

    Lobik, Fruitpocalypse Now, Abv: 6.2, American Pale Ale

    Lobik, Fruitpocalypse Now,

    Bulanık sarı renk ve kalıcı köpüğe sahip birada tropikal meyveler, çimen, malt ve greyfurt aromaları hakim, orta altı acılıkta Sek bir bitişe sahip birada koku tada göre daha iyi. American pale ale’den ziyade sanki bir NEIPA’yı andırıyor, benim puanım 74/100.

    İkinci tercihim İsveçli üretici Stigbergets’den New and lmproved GBG

    Stigbergets, New and lmproved GBG, % 6.5, lBU:65

    Stigbergets New and improved GBG

    Stigbergets yine şaşırtmadı. Greyfurt, mango, çam, çiçek, karamel aromasıyla orta gövdeli düşük karbonizasyonda bir bira. Benim puanım 82/100.

    Mekandan ayrılırken Stigbergets American Pale Ale, East Cost Ipa, Lervig Sexy Liquid Robot, Medicine, O/o Enigma Nelson Suavin, Brewski Donkeyboy, La Pireta Black Block, De Dochter van de korenaar Finesse ve Charbon’u İstanbul’a getirmek üzere satın alıyorum.

    Beergeek Beer Shop

    İnternet Adresi: http://beergeek.cz/en/

    Beergeek Bar

    Ertesi gün ilk tercihim Beergeek Bar Şişe dükkanı oluyor. Kutu ve şişe bira çeşitleri Türkiye’den çok daha iyi, ama Avrupa’nın diğer şehirlerine göre ortalamanın altında. Evde bira yapımı malzemeleri de mekanda mevcut fakat çeşit çok az:

    Evde bira yapımı malzemeleri

    Alman’lar

    Hollandalı’lar

    Belçikalı’lar

    Amerikalı’lar

    Yerli Biralar

    Şişe dükkanında ayrıca 5 adet fıçı bira çeşidi var:

    İlk tercihim Victory Bira evinden Selene/Wild Saison.

    Victory Bira Evi

    Victory Bira Evi

    1996 yılında Downingtown, Pensilvanya’da kurulan Victory bira evinin hikayesi 5. Sınıf öğrencileri Ron Barchet ve Bill Covalevski’nin 1973 yılında yollarının kesişmesiyle başlamıştır. Üniversiteden sadece bir kaç ay sonra Bill, babasının evde bira yaptığı ekipmanlardan etkilenerek bu hobiye giriş yapar. Aynı yıllarda (1985) Bill noel hediyesi olarak Ron’a bira kiti hediye eder ve böylece ikili arasında ev biracılığı konusunda dostça rekabet başlar. Aralarında yaşanan dostça rekabet ikisini de başarılı birer ev biracısı haline getirir. İkilin iş dünyasında yaşadıkları olumsuzluklar da buna eklenince bira yapını profesyonel hale getirme fikri ortaya çıkmıştır. Ron finansal analist olarak çalıştığı mesleği bırakıp Baltimore bira evinde (BBC) hollanda doğumlu ve alman biraları konusunda tecrübeli olan Theo DeGroen’in yanınında staj yapmaya başlar. Burada bir yıl çalışan Ron, bir yandan Weihenstephan’da eğitim almak için gerekli ön koşulları sağlamıştır. Ron’un BBC’den ayrılmasından sonra aynı pozisyonda çalışmaya başlayan Bill burada büyük başarı yakalar. Üretiminini yaptıkları özel alman biraları ile Great American Beer festivalinde BBC’nin birden fazla ödül almasında önemli rol oynayan Bill daha sonra Doemens Enstitüsüne katılmak için Münih’e gider. Ron ise Münih’teki eğitim yıllarından sonra Virginia’ya geri döner ve Old Dominion bira evinde bira ustası olarak 4 yıl çalışır. Kendi bira evlerini kurmak için yeterli birikime sahip olduklarına inanan ikili 15 Şubat 1996’da Pensilvanya’da ilk tanıştıkları yerde kendi bira fabrikalarını açarlar.

    Victory/Selene Wild Saison % 7.5

    Victory/Selene Wild Saison

    Kokuda ekşi, şarap ve vahşi maya hissediliyor fakat tat çok zayıf, amber ale tarzı bir biraya benziyor. Benim puanım 59/100.

    İkinci tercihim OB Bzart Krieken Lambic 2013.

    Oud Beersel Bira Evi, OB Bzart Krieken Lambic 2013, Abv:%7

    Tür: Brut Kriekenlambiek

    Oud Beersel Bira Evi, OB Bzart Krieken Lambic 2013

    Üretiminde vişne kullanılan ve 6 aylık doğal, kendiliğinden fermantasyon sonucunda şişeleme sırasında biraya şampanya mayası ve şeker ekleniyor ve şekilde en az 9 ay bekletiliyor…

    Meyvemsi, asidik, ekşi, mayhoş, vişne aroması hissedilen biradaki aromaların dengesi harika. Benim puanım 81/100.

    Sırada Sibeeria Bira Evi’nden Secret Geometry of Wood var.

    Sibeeria Bira Evi

    Kurucular Olga ve Ruslan ilk olarak bira evi için Beer Lab ismini düşünürler fakat daha sonra Polonya’lı bir bira evinin bu ismi kullandığını fark ederler ve Sibeeria adını kullanmaya başlarlar. Daha çok deneysel biralar üreten bira evinin ilk birası Berliner Weisse Raven bira eviyle ortak olarak üretilmiştir. İsveçli üretici Flying Biraevi ile ortak bira üretmeye devam ederler ve aynı zamanda da Alman bira evi Freigeist ile weizenbock üretmi gerçekleştirirler. Lollihop lpa bira evinin en bilindik ve sevilen birası olarak geçmektedir. Ondan fazla farklı biraları olan ve değişik stillerde biralar üreten bira evi Önceleri Batı Prag, Loundy’de üretimlerini gerçekleştiriyormuş, şimdilerde ise Beer Geek ve ekibiyle Prag’da Powerbrew bira evi altında daha büyük bir alanda 2018 yılının başından itibaren üretimlerine devam etmektedirler.

    Sibeeria, Secret Geometry of Wood % 9.1, Whisky Barrel Aged lmperial Stout

    Sibeeria, Secret Geometry of Wood

    Kahve, kavruk tatlar, vanilya, çikolata, karamel, viski, meşe ve alkol aromasıyla iç ısıtacak cinsten bir bira. Benim puanım 77/100.

    Oud Beersel Lambiek 3yd, % 5.7

    Oud Beersel Lambiek 3yd

    Yine bir lambik. Asidik, düşük gövdeli; elma, üzüm aromaların hissedildiği bir bira. Benim puanım 61/100.

    Beergeek Bar

    İnternet Adresi: http://beergeek.cz/en/

    Beergeek Bar

    Şimdi ise aynı mekanın barındayım. Burada fıçı çeşitleri daha fazla.

    Beergeek Bar

    ilk tercihim The Bruery’den Terreux Frutch Peach oluyor.

    The Bruery

    2008 yılında aile işletmesi olarak Güney Kaliforniya Orange Country’de kurulmuştur. Genellikle özel fıçılarda yıllandırılmış ve deneysel biralar sunmaktadırlar. Bruery ismi ise kurucu Patrick Rue’nin soy isminin takma adıdır. “Tahminim bRUEry şeklinde”

    Amerikalı bir çok bira üreticisinin başlangıçta yaptığı gibi Patric ilk olarak evde bira üretmeye başlar fakat bu hobi onun bütün zamanını alır, -okuduğu avukatlık bölümüne zaman da harcayamaz hâle gelir- Sonunda verdiği emeğin karşılığını alan Patrick’in biraları bir çok ödül kazanır -o yıllarda avukatlık bölümünü de bitirir- mutfakta bira yapma işine son verir, California Bar sınavına çalışmak yerine Bira evi kurmaya karar verir. Amerikanın en önemli bira evlerinden biri olan The Bruery 2008 yılından bu yana üretimlerine devam etmektedir…

    The Bruery, Terreux Frutch Peach, Abv: % 4.5, Sour, Berliner Weisse

    The Bruery, Terreux Frutch Peach

    Ekşi, mayhoş, şeftali, kayısı aromalarının dengesi muhteşem. Benim puanim 82/100.

    The Bruery Girl Grey, % 8.5 Belgian Strong Ale

    The Bruery Girl Grey

    Üretiminde laktoz, badem ve yeşil çay da kullanılan bira belgian strong ale tarzında ve alkol oranı % 8.5. Yeşil çay aroması baskın bunun yanında malt, karamel aromaları hissediliyor. Orta gövde ve karbonizasyonda. Benim puanım 74/100.

    Sıradaki biramız Sibeeria’dan Coco chanel Porter.

    Sibeeria, Coco Chanel Porter, Abv % 4.7

    Sibeeria, Coco Chanel Porter

    Hindistan cevizi, kavruk tatlar ve vanilya aromalarının hissedildiği orta altı gövdede bir bira. Benim puanım 69/100.

    Sıradaki bira Hollanda’nın ünlü bira evi De Molen’den;

    Bira evi ve borefts hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki girileri okumanızı tavsiye ederim:

    https://biramayasi.net/2017/11/23/borefts-2017-1-bolum/

    https://biramayasi.net/2017/12/17/borefts-bira-festivali-2017-2-bolum/

    De molen, Mooi & Meedogenloos, % 10.2, lmperial Stout

    De molen, Mooi & Meedogenloos

    Erik, düşük aromada karamel, çikolata, kavruk tatlar hissedildiği bir bira. Benim puanım 75/100.

    Schlenkerla Urbock ile geceyi sonlandırıyorum.

    Aecht Schlenkerla Rauchbier

    Schlenkerla

    Rauchbier” almanca “isli bira” anlamına gelmektedir. Kökeni oldukça eskilere; sümerler ve babillere dayanan ‘isli bira’ roma döneminde alman kabileleri tarafından daha da geliştirilmiştir. O günlerdeki temel süreç teknolojik üretim araçlarının dışında aynıydı. Çimlenmeye bırakılan arpa kurutulmak zorundaydı, bu ya güneş ışınıyla ya da açık bir ateşin altında yapılıyordu. Özellikle orta ve kuzey avrupa için oldukça zor bir yöntem olan güneş ışınının yerine genelde ateşte kurutma daha yaygın bir yöntemdi. Bu da dumanın maltlara nüfus etmesini ve biraya isli bir tat vermesine neden olmuştur. Bunun sonucunda isli ya da almanların değimiyle “rauchbier” ortaya çıkmıştır. Günümüzde üretim teknikleri gelişse de bira türünün üretim süreci günümüze kadar değişmemiştir…

    Schlenkerla

    İsli biranın en populer olduğu yer Almanya’nın bamberg şehridir. Bamberg’in en büyük iki üreticisinden biri olan Schlenkerla ilk olarak 1400’lü yıllarda üretim hayatına başlamış ve altı nesildir Trum ailesi tarafından yönetilmektedir. “Schlenkerla” ilk olarak nereden geldiği tam belli değildir. Kelimenin kökeni “schlenkern” fiili “kollarını iki yana sallamak” anlamına gelmektedir. Fakat burada kullanılan normal bir insanın yaptığı “kolunu iki yana sallama”eylemi değildir. İddaya göre eski bira üreticilerinden birinin -Andreas Grasen-ilginç bir yürüme yolu vardı; bu yolda yaşadığı bir kazadan dolayı, -belki de bira’dan ötürü- sarhoş ve kollarını komik bir şekilde sallamasından dolayı Schlenkerla “küçük çapkın” denmeye başlanmıştır. Kelimenin sonundaki “la” frenk lehçesinde tipik bir küçültme sıfatıdır…”

    Schlenkerla, Urbock abv % 6.5, lBU:40

    Schlenkerla, Urbock

    Schlenkerla’nın sezonluk olarak ürettiği ve Ekim ayından Aralık’a kadar tadıma sunduğu biralardan biri Urbock. Birayı içer içmez yoğun bir is aroması damağımı sardı, bunun yanında malt, karamel ve bitişteki acılığın isle dengesi de güzeldi. Benim puanım 78/100…

    Base Camp Pivni Galerie

    İnternet Sitesi: http://www.pifko.info

    Şimdiki durağım ise Base Camp Pivni Galeria şişe dükkanı.

    Ulaşım: Namesti Miru’dan ilk olarak A metro hattını kullanarak Hradcanska durağında aktarma yaptım, oradan da 25 numaralı Lehovec tramvay hattıyla Letenske Namesti durağında inip 300 metre yürüdüm, yaklaşık 25 dakika sürdü.

    Burada da güzel şişe ve kutu bira çeşitleri mevcut, lakin fıçı bira mevcut değil.

    Seçenek çok fazla, tercih konusunda bir hayli zorlandım. Güzel bir stoutla başlamak istedim. İlk tercihim Tiny Ribel Bira evinden Imperial Chocolate stay puft marshmallow porter oldu. (Stout arayan porter bulur).

    Tiny Ribel Bira Evi

    Newport Batı Galler’de 2012 yılında kurulan bira evi Britanya’nın en genç bira ödülü kazanırlar ve bu ödülü kazanan tek gallerli bira evidir. Kuruldukları ilk yıl Galle bira yarışmasında altın, gümüş ve bronz madalya da kazanırlar.

    2016 yılında SIBA (Society of lndependent Brewers) tarafından yılın Britanyalı bira evi seçilmişlerdir.

    Tiny Ribel, Imperial Chocolate stay puft marshmallow porter, Abv: %9, lBU:28

    Tiny Ribel, Imperial Chocolate stay puft marshmallow porter

    Beklediğimden çok daha iyi bir bira. Çikolata, vanilya, kavruk maltlar, karamel, marshmallow, alkol aromaları hissediliyor. Bitişteki bitter ve tatlı aromaların dengesi müthiş. Benim puanım 82/100.

    Alvinne Bira Evi

    İlk olarak 2017 yılında molen Bira evinin  düzenlediği borefts2017’de biralarını deneme fırsatı bulduğum Alvinne bira evi 2002 yılında Doğu Flandre Brakel’de bulunan De Graal Bira evinde üretimlerine başlamıştır. 2004 yılında Moen Belçika’da kendi bira evlerini kurup üretimlerine burada devam etmişlerdir. Daha çok ekşi bira üreten ve bu biraların meyveli ve meyvesiz çeşitlerini fıçı görmüş olarak sunan bira evi ayrıca pale ale, saison, rye tripel, stout ve barley wine türlerinde de üretim yapmaktadır. Üretimlerinde kullandıkları “Morpheus” mayaları hem ekşi hem de ekşi olmayan biraların üretilmesinde kullanılmaktadır. 2008 yılında bira evinin maya kültürü uzmanı Marc De Keukeleire vahşi maya kültürünü Fransa’nın Auvergne bölgesinden seçip uygun şartlarda izole etmiştir. Morfeus saccharomyces cerevisae ve lactobacillus kültürlerinin karışımından elde edilmiştir. 6 çeşit fermantastayon tankı, 20 hl bira üretim sistemleri, genç bira ve meyveli biralar için 10 adet dinlendirme tankı, 100 adet şarap fıçısı ve her sene 1500 hl bira üretimi gerçekleştirmektedirler.

    Cuvée Freddy Blubery, ABV: % 8

    Brouwerij Boon, Geuze Mariage Parfait

    -Başta bahsettiğim gibi bu biranın farklı verdiyonları var: Cuvée Freddy’nin meyveli versiyonu, Sigma’nın ise fıçı görmüş olanı (Ayrıca Cuvee Freddy’nin İki çeşidi mevcut; Cuvée Freddy Raspberry

    Cuvée Freddy Blueberry. ) – Üretiminde Morpheus mayası kullanılılan, paslanmaz çelik tanklarda olgunlaştırılan, ekşi aromayı morpheus mayalalarından alan Klasik versiyonu Oud Bruin tarzında olan biramız Bordeaux şarabı fıçılarında yıllandırılmış ve Kanada yaban mersini eklenmiştir. Ortaya ekşi ve mayhoş aroması yüksek, yaban mersini, karamelin devhissedildiği düşük acılıkta ve dengeli bir bira çıkmış. Benim puanım 80/100.

    Sıradaki bira Boon Bira Evinden Geuze Mariage Parfait

    Brouwerij Boon, Geuze Mariage Parfait, Lambic-Geuze, Abv: %8

    Brouwerij Boon, Geuze Mariage Parfait

    Ekşi, mayhoş, maya, beyaz üzüm, limon ve elma aroması hissediliyor. Orta gövde yüksek karbonizasyon. Benim puanım 79/100.

    Zly Casy

    İnternet Sitesi: http://www.zlycasy.eu

    Zly Casy

    Çok kalabalik bir bar ve bir o kadar da büyük. Her katta farklı fıćı bira çeşitleri var. Üst katlarda yer bulamıyorum ve en alt katta ancak bar kısmının boş olduğunu görüyorum. İngilizce konuşmakta zorlanan bir barmen grubu var ama Ratebeer.com’da Prag’ın en iyi ikinci barı.

    Zly Casy

    Zly Casy

    Zly Casy

    Zly Casy

    Zly Casy

    Zly Casy

    Bulunduğum kısımdaki şişe, kutu ve fıçi bira çeşitleri fotoğraflardaki gibi.

    İlk tercihim Matuska Bira evinden Apollo Galaxy Pale Ale.

    Matuska Bira Evi

    13 Nisan 2003 yılında paskalya bayramında 1981 yılından beri bira üreten Martin Matuska tarafından Broumy Çek cumhuriyetinde kurulan bira evi 10 çeşit birasıyla üretimlerine o günden bu yana devam etmektedir.

    Pivovar Matuska, Apollo Galaxy, Abv: %5.5

    Pivovar Matuska, Apollo Galaxy

    Beklediğimden çok daha iyi bir bira. Karamel, maltsı gövdenin yanında hafif acılık, greyfurt ve limon aroması eşlik ediyor. Orta gövde ve karbonizasyonda. Benim puanım. 75/100.

    Sırada Benedict Klasterni lpa var.

    Brevnovsky Klasterni Pivovar, Benedict Klasterni lpa %ABV: 6.5 lBU:50

    Brevnovsky Klasterni Pivovar, Benedict Klasterni lpa

    Bir ipa’dan beklediğim tat ve aromadan çok uzak. Sadece koku beklentileri karşılıyor. Benim puanım 69/100.

    Pivovar U Supa

    İnternet Sitesi: https://www.pivovarusupa.cz

    Pivovar U Supa

     

    Pivovar U Supa

    Clementinum’da Mozart konserine gitmeden önce zamanım vardı. Etrafı dolaşırken tesadüfen denk geldiğim bir yer Pivovar U Supa. Kendi biralarını üretiyorlar ve lager türü. Light lager ve Dark Lager olmak üzere iki tür biraları mevcut. Konserden önce benim tercihim Light Lager oluyor.

    U Kunštâtû

    İnternet Sitesi: http://ukunstatu.cz

    U Kunštâtû

    U Kunštâtû

    Sadece Çek biraları bulunan bu mekan ratebeer.com sitesinde üst sıralarda yer alıyor.

    Tropical Rocket, lpa, Matuska Brewery Abv:%7

    Tropical Rocket, lpa, Matuska Brewery Abv:%7

    Üretiminde Citra, comet, el dorada ve amarillo kullanılan bira yine beklentilerimin üzerinde. Acılık ve aroma dengede. Ben greyfurt, çam ve maltsı aromaları alabildim. Puanım 77/100.

    Prag Kalesi ve Pilsener Urquel ile Prag Bira turu yazımı sonlandırıyorum. 1842 yılında Plazen Çek cumhuriyetinde kurulan Pilsner Urquel, Pilsener (lager) türünün ilk örneğidir ve bira tarihinde önemli bir yere sahiptir. 176 yıldır ayni reçeteyi kullanan bira evi, üretiminin belirli bir bölümünde eski üretim tekniklerini kullanıp yeni ve esli tatları kıyaslamaktaymış.

    Prag Kalesi

    Tavsiyeler

    Uğrayamadığım ama ratebeer.com tarafından Prag’da en iyilerden gösterilen, yolunuz düşerse yukarıdaki mekanlar haricinde uğrayabileceğiniz bar ve şişe dükkanları:

    “Zly Casy Bottle shop:

    Pivovarsky Klub

    U Slovanske Lipy

    Restaurace Kulovy Blesk”

    Benim için dopdolu 4 gündü. Umarım sizlerde okurken aynı şeyleri hissetmişsinizdir. Önerileri de bekliyorum.

     

     

     

    Gent Bira Turu

    Giriş

    Belçika  Bira Turuna Brüj ile başlamıştım. Yazının birinci bölümünü  -Brüj Bira Turu- henüz okumayanlar aşağıdaki bağlantıdan yazıya ulaşabilir:

    https://biramayasi.net/2017/12/31/belcika-bira-turu-1-bolum-bruj/

    İki günlük Brüj yolculuğu sonrası Gent’e ulaşmak üzere Brüj tren istasyonuna vardım. Brüj-Gent arası trenle yaklaşık olarak 30 dakika. Kendi aracı olanlar için eminim bu süre daha kısa olacaktır…..

    Bu yazıda bir günlük Gent gezim sırasında bira adına deneyimlediğim şeylerin yanında gidip göremediğim ve  gezi sırasında keşfedemediğim yerlerden de bahsedeceğim..

    Gent

    IMG_2328.JPG
    Korenlei Nehri

    Brüj’e göre popülaritesi daha az olan, bence en az Brüj kadar güzel bir şehir Gent.  Özellikle mimarisi ve doğası görülmeye değer. Brüj’de olduğu gibi burada da bisiklet kullanımı oldukça yaygın. Sokaklarda arabadan çok bisiklet trafiği var…

    IMG_2306.JPG
    Gent, Belçika

    Şehrin en beğendiğim bölümü resimdeki Korenlei bölgesi oldu. Nehirin kıyısında Duvel Tripel hops, chimay, hatta Cantillion tadımı yapan gruplar da mevcut. Bira kültürünü Gent’in her yerinde hissedebilmek mümkün…. 

    IMG_2381.JPG

     Eşyalarımı kalacağım yere yerleştirdikten sonra  zaman kaybetmeden hem doğasını hem de bira kültürünü keşfetmek üzere Gent sokaklarına dalıyorum. Kısa bir Gent turundan sonra soluklanmak üzere marketten almış olduğum Duvel Tripel Hop ile Korenlei nehrine karşı Gent’de ilk biramı içiyorum:

    Duvel Tripel Hop 2016: Duvel’in klasik şişesi Türkiye’de de bulunabiliyor. Normalde Strian Goldings ve Saaz şerbetçi otu kullanılarak üretilen biraya her yıl farklı bir şerbetçi otu eklenerek ve normaline göre daha yüksek oranda alkol ile (%9.5) Duvel Tripel Hops üretiliyor. 2016 yılında üretilen  HBC 291 şerbetçi otu kullanılmış. (Kuru ekleme, dry hopping olarak biraya eklenmiş) Şerbetçi otu aynı yıl (2016) piyasaya sürülmüş. Yüksek alfa asit değerine (% 11-12) sahip şerbetçi otunda limon, citrus ve çiçeksi aromaların ağırlıkta. 

    IMG_4748.jpg
    Duvel Tripel Hop

    Tadım notlarına gelecek olursak  öncelikle % 9.5 olan alkol oranı birada kendini hissettiriyor,  çimensi ve çiçeksi kokular belirgin. Maya, karamel, maltsı aromalar da önde. Orta gövdede, orta üstü gazlılıkta ve tok ve kuru bir bitişi var. Ben klasik Duvel’e oranla daha çok sevdim. 

    Keyifli bir biradan sonra listemde de yer alan ve Korenlei’ye de oldukça yakın  barlardan Waterhuis aan de Bierkant’a gidiyorum.

    Waterhuis aan de Bierkant

    Şehir merkezinde bulunan güzel bir bar. Çok kalabalık olmasa da sıcak bir ortamı var. Farklı noktalardan şehre gelen dostların buluşma noktası gibi bir yer.  Menüde ise daha çok yerel biralar mevcut. 

    IMG_2469.JPG

    Ayrıca Barın bira menüsüne aşağıdaki linkten ulaşılabilir:

    http://www.waterhuisaandebierkant.be/waterhuis-prijslijst/?L=3

    5179138905_e993930386_b
    Waterhuis aan de Bierkant, Gent

    Benim tercihim Trappist Arcel Brune oluyor. Brüj’de Blonde ale’ini denemiş ve çok beğenmiştim. Bulunması en zor trappislerden biri Achel. Bira Evi, Belçika’daki Trappist bira fabrikalarının en yeni ve en az bilinlerden biri. Bira, Hollanda sınırının hemen aşağısındaki Achel’deki Sint Benedictus Abdij’deki keşişler tarafından hazırlanır. Manastırın geçmişi 1600’lü yıllara dayanır; fakat bira evinin üretimi birinci dünya savaşında alman bira evi üreticileri tarafından durdurulmuştur. 1998’de yeniden kurulunan fabrika 2001’de ilk ürünlerini piyasaya sürmüştür. (Achel bira evi hakkında ilk olarak yazının birinci bölümünde, Brüj Bira turunda bahsedilmiştir.)

    IMG_2451.JPG

    Trappist Achel, Brune:  Beğendiğim bir belçika birası oldu. Kremamsı bir gövdesi, kahve rengi bir köpüğü var. Türlerine göre şerbetçi otu aroması daha yoğun, özellikle damakta daha belirgin. Bu tatların yanında karamel, maya, klasik koyu belçika biralarına özgü meyve tatları var birada. Alkol oranı % 8.

    Bir sonraki durağım Trollekelder olduyor. Bu sefer bar çok kalabalık. Uygun bir yer bulmaya çalışıyorum.

    tt

    Tercihim Lambic tarzı bir bira oluyor. Doğal yollarla -doğada bulunan vahşi maya ile- fermante olan ekşilik ve asiditesi yüksek olan bir tür. Hayatımda ilk kez deneyeceğim için elbette heycanlıyım; Cantillion Geuze % 100 Lambic Bio.

    -Cantillion Bira Evi Brüksel’de. Normalde Brüksel bira turu bölümünde bira evi hakkında bilgi vermem gerekirdi. Fakat çeşitli talihsizliklerden dolayı bira evine uğrayamadığım ve Brüksel’de de biralarını içemediğim için burada bahsetme gereği duydum. Bira evi hakkında ayrıca Brüksel Bira Turu yazımda da bilgi vereceğim. –

    Cantillion Bira Evi: 1900 yılında Van Roy-Cantillon ailesi tarafından anderlecht, brüksel’de  işletmeye açılan Cantillion biranin evi o tarihten bu yana kullandığı bira yapıp aletleri (Kırmızı bakır kaplar, variller, bazıları 100 yaşından büyük) aynıdır. 1978 yılında kurulan Geuze-Lambic müzesiyle birlikte bira evi hizmetine devam etmektedir. Bira evinin ürettiği bira türleri Gueuze, Kriek, Rose de Gambirinus, Grand Cru Broucsella, Iris, Vigneronne, Saint Lambinus, Fou’foune, Cuvée Saint-Gilloise, Mamouche, Gueuze Lou Pepe, Kriek Lou Pepe, Framboise Lou Pepe ve Nath’dır.

    Gueuze: 

    18. yüzyılda Dom Pérignon adlı bir Benedictine keşişi, köpüklü olmayan beyaz şarapların harmanlanmasıyla birlikte şampanya prosesini keşfetmiş. Yaklaşık yüz yıl sonra Belçikalı Brabant’ta bir bira üreticisi çeşitli lambikleri harmanlayarak şişede ikincil fermantasyonu başlattmış ve Gueuze türü ortaya çıktmış. Gueuze, farklı yaşlarda ve meşe fıçılarda tutulan farklı tatların karmaşık bir karışımının nihai sonucudur…

    Üretilen Lambic’ türü biralar bir yaşından sonra “genç” olarak adlandırılır ve üç yıl sonra tamamen olgunlaşır. Genç biralar, şişede ikinci fermentasyon için gerekli olan doğal şekerler içerirken, üç yıl boyunca olgunlaşan biralar, tat ve saf aromaya ulaşırlar.  

    IMG_2490.JPG
    Cantillion Gueuze % 100 Lambic Bio

    Cantillion Gueuze % 100 Lambic Bio: Şimdiye kadar tattığım biralara göre çok farklı bir tat profiline sahip. Ekşilik ve asidite yüksek, maya kokusu da birada hissediliyor. Meyve tatları arasında ekşi elma ön planda. Vanilya ve farklı baharat tatları da alınabiliyor. Şampanyayı fazlasıyla andırıyor. Bira üstadı Michael Jackson’un da dediği gibi “Lambik herkesin birası değildir, fakat alkollü içeceklere az da olsa ilgisi olan biri onları kesinlikle etkileyici bulacaktır. Vahşilikleri ve ön görülemez doğalarıyla heyecan verirler. En iyi hallerinde şarap ve bira dünyasında bir buluşma noktası, en kötü hallerinde ise en azından tarihten alınan bir yudumdurlar. “

    Bira barından ayrılıyorum.  Ertesi gün Antwerp yolculuğu var. Antwerp’e gitmeden önce şehrin önemli şişe dükkanı De Hop Duvel’e uğrayacağım…

    26 Eylül pazartesi sabahı, güzel bir kahvaltıdan sonra, Antwerp yolculuğundan önce De Hop Duvel’in yolunu tutuyorum. 

    IMG_2504.JPG
    De HopDuvel Giriş

    Mekana yaklaştıkça heycanım daha da artıyor. Önümde Antwerp ve Brüksel yolculuğu olduğu için buradan tadımlık bir kaç bira almaya karar veriyorum.

    IMG_2506.JPG
    De Hop Duvel

    De Hop Duvel: Hop Duvel (Hop Devil) Asse çevresindeki mitolojik bir figürdür…. De Hopduvel’in geçmişi 1980’li yılların sonlarına dayanmaktadır. İlk olarak Cafe De Hop Duvel olarak açılan yer evde tüketim ve evde bira yapımı gibi daha büyük taleplerden dolayı mekan şimdiki adını almıştır. Kuruluşundan bu yana küçük işletmelere ve ev biracılarına daha çok önem verdiklerini söyleyen işletme 2007 yılından beri Brouwland’ın ev birası malzemelerini de satmaktadır. 

    IMG_2512.JPG
    İstemediğiniz kadar bardak

    Gerçekten cennet gibi bir yer. Resimlerden de fazlasıyla belli oluyor bu durum. Öncelikle gbardakları inceliyorum. Hangisini alsam derken gözüm La Corne’nin meşhur bardağına gidiyor ve tam 17.5 Euro vererek bu bardağı alıyorum. 

    7307468564_bc87e5ca68_z.jpg
    De Hopduvel

    p7120402_1468315462495_2.jpg

    Burada evde bira yapımı için gerekli malzemeler de bulabilmek mümkün, fakat tatmin edici bir stokları yok.

    brouwland
    De Hopduvel, Ev yapımı bira malzemeleri

    Mekandan yavaş yavaş ayrılıyorum. La corne bardağı ile birlikte Struise St Amatus ve De la Senna Brussel Calling 2015 alıyorum.. Gent’ten ayrılmadan önce De la Senna Brussel Calling 2015’i tatmaya karar veriyorum.

    Brasserie de la Senne:  2002 yılında Zinneke parade etkinliğinde tanışan Yvan De Baets ve Bernard Leboucq Belçika’nın Flemen bölgesinde yer alan Sint-Pieters-Leeuw’de 2003’ün sonlarına doğru profesyonel olarak bira üretimine başlamışlardır. İlk olarak Sint-Pieter Brouwerij ismiyle kurulan bira evi 2 yıl boyunca başarılı üretimleriyle adlarından çokça söz ettirmişlerdir. Daha sonra Brüksel’e taşınmaya karar veren ikili bira evinin adını da Senne nehrinden de esinlenerek Brasserie de la Senne olarak değiştirmişlerdir. Brüksel’deki yeni bira evinin inşası 5 yıl sürmüştür, bu süre zarfında farklı bira evlerinde üretimlerini gerçekleştirmişlerdir… 

    De la Senna Brussel Calling 2015:  Bira Evinin sezonluk olarak ürettiği biralardan bir tanesi, Belgian golden ipa. Alkol oranı % 6. Altın renginde beyaz ve kalıcı bir köpüğe sahip bir bira. tatlı ve acı aromaların dengesi beni fazlasıyla şaşırttı. çam, greyfurt, karamel, aromalarının hissedildiği güzel bir bira. İyi bir seçim yapmışım. Antwerp yolculuğu için doping etkisi oldu…

    IMG_2520.JPG
    De la Senna Brussel Calling 2015

    Bu güzel birayı içtikten sonra Gent tren istasyonuna doğru yol alıyorum. Sırada Antwerp var.  Yazıyı Gent gezim sırasında uğrayamadığım ve sizlerin de merak edebileceği bir mekan bilgisi ile sonlandırmak istiyorum. Brüj Bira Turu 3. Bölüm (Antwerp)’te tekrar görüşmek üzere:

    Uncle Babe’s Burger Bar:

    Korenlei’ye yaklaşık olarak 700 metre, -8 dakika yürüme mesafesinde- bir yer.  Burger ve bira için güzel bir tercih olabilir. Menülerine aşağıdaki adresten ulaşılabilir:

    http://unclebabes.com/

    uncle-babe-s-burger-bar
    Uncle Babe’s Burger Bar

    L_0001209677.jpg

     

     

    Bell’s Bira Evi

    images

    Amerika’nın Michigan eyaletinin Kalamazoo ilçesinde 1970’lerin sonlarında faaliyete geçen Bell’s bira evinin hikayesi 15 galonluk bir  su ısıtıcısı, daha iyi bira arayışı ve sayısız evde bira deneyimiyle başlamıştır…

    Bira evinin kurucusu Larry Bell, Kalamazoo Koleji’ne katılmak için Kalamazoo’ya taşınmıştır. Üniversiteden sonra Sarkozy Ekmek Fabrikasında çalışmaya başlayan Larry,  burada maya ve fermantasyona ilgi duymaya başlar. Kısa süre sonra, Larry kendi birasını yapmaya karar verir. İlk denemeler evde başlar. Yaklaşık olarak on yıl süren ev biracılığı deneyiminden sonra Larry ilk olarak Ev birası malzemeri satan tedarik mağazasını 1983 yılında Kalamazoo Brewing Co. adıyla açmıştır. 1985 yılında ise Larry 15 galonluk denemsiyle ilk ticari bira üretimini gerçekleştirmiştir. 

    Adsız
    Bell’s Bira Evinin açılışı manşetlerde

    1986 Üretim 135 varile  (1 varil = 31 galon) ulaşmıştır. Başlangıçta dağıtımı  kendi kendine yapan Larry ve 9 kişilik bir personeli dağıtım ağını artırmıştır. 1989 yılına gelindiğinde yılda 500 fıçı nakliyeye başlayan bira evi Michigan eyaletinde dağıtım ağını güçlendirmiştir. 1990 yılında diğer eyaletlere de dağtıma başlamıştır.

    2001 yılına gelindiğinde Bell’in orjinal şehir merkezinde yer alan Kalamazoo Bira Fabrikası, talebe ayak uydurabilmek için haftada 7 gün bira üretmeye başlamıştır.  Büyümeye daha fazla yer olmadığı için, ikinci bira fabrikası için girişimler başlamıştır.  2003 yılında gelindiğinde Bell’in Comstock Bira Fabrikası 32 dönümlük alanda Kalamazoo’nun yaklaşık yedi kilometre doğusunda inşaatına başlanmış, 2012 yılında ise 200 varillik tesisi ile lk üretimine başlamıştır.

    rr
    Bell’in Comstock Bira Fabrikası

    2011 yılına gelindiğinde bira evinin kafesi eksantrik cafe bir Bira Bahçesi, yeni bir veranda ve yeni bir ana giriş yolu içeren 3 milyon dolarlık yenilemenin ardından yeniden açılmıştır.

    2016 yılında Arkansas, Kansas, Louisiana, Mississippi, Nebraska, Güney Dakota ve Batı Virginia’daki Bell’in dağıtım alanına yedi eyalet daha eklenmiştir…

    Biralar

    Bells-Brewery-Beers-Small

    Yıl Boyunca Üretilenler

    Amber Ale

    amber
    Bell’s Amber Ale

    İlk kez 1985 yılında Great Lakes (Büyük Göller) AmberAle olarak üretilen bira bira evinin amiral gemilerinden biri olarak bilinir. Etiketinde ördek, martı gibi sahil kuşları bulunan adı ilerleyen yıllarda sadece amber ale olarak anılmaya başlamıştır. Fakat bundan on bir yıl sonra yerel Michigan sanatçısı Kathleen Kalinowski’nin “ilham veren” Michigan manzaralarını içeren Amber ambalajı için bir dizi resim seçildi. 2016’daki ambalaj ye Amber’in etiket ve ambalaj yenileme çalışmasıyla beraber balıkçıllara geri dönmüştür.

    Bell’s Amber Ale: Alkol Oranı % 5.8

    Kalamazoo Stout

    kalamaz.png

    Adını Bell’s bira evi için her şeyin başladığı şehirden alan Kalamazoo Stout, bira evinin en klasik tariflerinden biridir. Alkol oranı % 6’dır. Daha fazla bilgi için aşağıdaki videoyu izlemenizi öneririm:

     

    Lager Of The Lakes

    lager.png

    Çek Pilsners geleneğine uygun malt ve şerbetçi otu acılığı sunan Bell’s  Lager of the lakes (göldeki lager) gölde yüzmek kadar ferah ve serinletici olduğu tasvir edilmiştir. Daha fazla bilgi için aşağıdaki videoyu izlemenizi öneririm:

    Oarsman Ale (Tart, session Wheat Ale)

    sess.png

    İlk olarak Kalamazoo şehir merkezindeki bira fabrikasında 2008 yılında üretilen Oarsman Ale, geleneksel session türünde üretilen bir biradır. Mayhoş, serinletici bir bira olan Oarsman ale’de cascade şerbetçi otu kullanılmaktadır. Alkol oranı % 4. Daha fazla bilgi için aşağıdaki videoyu izlemenizi öneririm:

    Oatsmobile Ale 

    oatt.png

    “Aromatik. Cana yakın. Benzersiz. İlgi çekici. Daima Mutlu. Tam gövdeli. ” amerikan pale ale türünde bir bira olam Oatmobile ale için bira evinin tanımlaması bu şekilde. 

    Oatmeal American Pale Ale, şeftali, mango ve tropik aromaların keskin bir karışımı için klasik ve modern Pasifik Kuzeybatı şeritlerinden oluşan, Mozaik, Ekuanot ™ (eski Equinox) ve Glacier’in bir karışımı olan şerbetçi otları kullanıyor. Birada kullanılan yulaf ise biraya ayrı bir tatlılık ve gövde katıyormuş. Daha fazla bilgi için aşağıdaki videoyu izlemenizi öneririm:

    Bell’s Porter

    porter.png

    Bell’s klasik biralarından biri olan Porter benim bira evinin tadabildiğim tek birası, ve beğendiğim porterlar arasına girdi. İsli, kavruk tatların çikolata aromasının ve acı tatların hissedildiği orta gövdede bir bira. Mutlaka denenmesi gerekenlerden biri. 

    Third Coast Beer

    third.png

    En sevilen sahil şeridinden ve Great Lakes bölgelerine verilecek olanThird Coast Beer adından da anlaşılacağı üzere, türetiminde taze soğuk şerbetçi otu ekleme (dry hopping) yönetemi kullanılan Amerikan Pale Ale’dir.  Bira % 4.8 alkol oranına sahiptir. 

    Two Hearted Ale

    two.png

    2017 yılında Zymurgy okuyucuları tarafından en iyi bira seçilen Two Hearted Ale, Amerikan sitili bir indian Pale Ale’dir.  Yüzde 7 alkol oranına sahip bira. Sadece  Centennial şerbetçi otu kullanılan ve  Michigan’ın Upper Peninsula’sındaki Two Hearted Nehri adını alan bu Indian Pale Ale türündeki birada şerbetçi otu aramasının yoğun olduğu ürünlerden biri. Daha fazla bilgi için aşağıdaki videoyu izlemenizi öneririm:

    Özel Biralar

    Expedition Stout-Russian Imperial Stout

    exp.png

    Birleşik Devletler’deki Rus İmparatorluk Stout’larının en eski örneklerinden biri olan Expedition Stout, yıllanabilir şekilde alarak hazırlanmış muazzamca karmaşık tatlar sunan bir bira.  2012 yılı üretimi Expedition Stout Denver’da düzenlenen amerikan bira festivalinde gümüş madalya kazanmıştır. 16 yıllık vintage ale ise 2011 yılında aynı festivalde altın madalya kazanmıştır. 

    Hopslam Ale

    hop.png

     

     

    Kaynatma sırasında altı farklı şerbetçi otu kullanılan ve Simcoe şerbetçi otunun kuru ekleme (dry hopping) yapıldığı bira bira evinin en karmaşık prosese sahip biralarından biri. Double Indian pale ale stilindeki bu bira % 10 alkol oranına sahip bira hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki videoları izlemenizi öneririm:

     

    Bira Evinin Diğer biralarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

    https://www.bellsbeer.com/beer

     

     

    Brüj Bira Turu

    Giriş

    Türkiye’de yaşayan her bira sever için Belçika biraları önemli bir milattır. Ülkenin butik birayla  tanışması Leffe -Belçika’lı leffe- ile başlamıştır. Baklıldığında bugün bir çok Belçika birasını ülkede bulabilmek mümkün…

    Biralarının yanında bundan yaklaşık 1 sene 2 ay önce gerçekleştirdiğim Belçika gezisi de benim için bir milattı. Altı gün boyunca dört şehir gezdim; (Brüj Gent, Antwerp, Brüksel) birbirinden lezzetli biraları tattım, keyifli vakit geçirdim. Elbette plan dahilinde olup da gidemediğim yerler de var. Yazı boyunca bu dört şehirden gezdiğim, plan dahilinde olup da gidemediğim ya da sonradan keşfettiğim bira ile ilgili ne varsa paylaşacağım. Yazının bu bölümü Brüj Bira Turu’ndan oluşacak. Diğer yazıları da en kısa sürede yayınlayacağım… 

    Brüj

    Eylül ayının sonları, yıllardan 2016. İlk yurt dışı seyahatim ve fazlasıyla heyecanlıyım. Bira yolculuğu sayesinde ve ilk defa yurt dışına çıkmak ve Bunun da Belçika olması benim için anlamlı. Charleroi hava alanından Brüj’e Flibco otobüsünü kullanarak gittim. Yolculuk yaklaşık 1.5 saat sürdü. Brüj’e vardığımda akşam olmak üzereydi. Kalacağım yere eşyalarımı yerleştirip bir şeyler de yedikten sonra bira yolculuğuna başladım .

    Brüj
    Brüj-Belçika

    -Brüj’de bir yerden bir yere gitmek oldukça kolay; en uzak yer 1-1.5 km yürüme mesafesinde. –

    ‘T Brugs Beertje

    Brüj’ün meşhur saat kulesine yaklaşık olarak dört dakika uzaklıktaki bu mekan ratebeer.com sitesine göre Brüj’ün en iyi bira barı. Barın internet sitesinden bira menüsüne erişmek mümkün, menüde ise üç yüzden fazla bira var:

    http://www.brugsbeertje.be/English/our_beers_alfabetical.htm

    t-brugs-beertje
    T-Brugs-Beertje

    Benim de ilk tercihim burası oluyor. Bara giriş yapıyorum, içerisi çok kalabalık ve herkes çok mutlu görünüyor. Zor da olsa girişte kendime bir yer buluyorum ve hemen oturuyorum.  Trappistes Rochefort 10 ile giriş yapıyorum. Bu birayı uzun zamandır merak ediyordum ve denediğime de deydi diyebilirim. 

    Trappist Rochefort 10
    Trappist Rochefort 10, T-Brugs-Beertje

    Ratebeer.com sitesinde Westvleteren 12’den sonra en iyi quadrupel olarak gösterilen biranın sıralaması elbette tartışılır fakat çok iyi bir bira olduğu gerçeğini kabul etmek gerek. Biranın alkol oranı % 10’dan fazla olduğu için ülkeye giriş yapamaması üzücü.

    Bir trappist birası olan Rochefort Bira evinin bulunduğu yer Brüksel ile Lüksemburg arasında ve Rochefort kasabasında ve Namur piskoposluğunda yer almakta. Bu köy aynı zamanda Famenne adında küçük bir doğal bölgenin coğrafi merkezi. Bira bu köyde bulunan Saint-Remy’nin Notre-Dame Manastırı’nda üretiliyor. Biranın suyu Tridaine maden ocağının bulunduğu kaynaktan geliyor…

    Tappistes Rochefort 10: Alkol oranı % 11,3. Bulanık kahve renginde beyaz kalıcı köpüğü sahip bir bira. Damakta erik, kuru meyve, karamel, maya, ve şeker aroması hissediliyor. Gövde fazlasıyla yüksek ve içimi zor bir bira. En az Westvleteren 12 kadar iyi olduğunu düşünüyorum…

    img_1852.jpg
    ‘T Brugs Beertje-Trappistes Rochefort 10

    Bir sonraki tercihim yine bir trappist birası; Trappist Achel Blonde oluyor. Achel Bira Evi, Belçika’daki Trappist bira fabrikalarının en yeni ve en az bilinenidir. Bira, Hollanda sınırının hemen aşağısındaki Achel’deki Sint Benedictus Abdij’deki keşişler tarafından hazırlanır. Manastırın geçmişi 1600’lü yıllara dayanır; fakat bira evinin üretimi birinci dünya savaşında alman bira evi üreticileri tarafından durdurulmuştur. 1998’de yeniden kurulunan fabrika 2001’de ilk ürünlerini piyasaya sürmüştür.

    Trappist Achel
    Trappist Achel Blonde

     Achel 8 Blond: % 8 alkol oranına sahip birada maya, limon, malt, citrus ve bal aroması hissedebiliyor. Orta gövde ve yüksek karbonizasyona sahip güzel bir trappist birası. Bulunması Belçika’da bile zor olan birayı bulduğunuzda mutlaka denemenizi tavsiye ederim.

    img_1868.jpg
    ‘T Brugs Beertje

    İlk gün Brugge’e geç geldiğim ve biraz da hasta olduğum için turu noktalıyorum…. 

    İkinci gün güzel bir Eylül sabahında Brugge’de uyanıyorum. Kahvaltıdan sonra ilk olarak Salvador Dali müzesi ziyaret ediyorum. Daha sonra ise önceden rezarvasyon yaptığım De halve Maan’ın bira turuna katılmak için bira evinin yolunu tutuyorum…

    -Sizler de bira evi ziyareti yapmak istiyorsanız önceden rezarvasyon yapmanızı öneririm, tur 8,5 euro ve bir tane bira da dahil:-

    https://www.halvemaan.be/en/brewery-visit/reserveren

    IMG_2001.JPG
    Dali Müzesi, Brüj

    De Halve Maan Bira Evi, Brugge: Maes ailesinin hikayesi Leon Maes’in (I. Henri) bira fabrikasının başına geçmesiyle başlar. Amcası Canon Maes’in de desteğini alan Leon ilk olarak sour (ekşi) bira üretir.

    1867 yılında gelindiğinde Leon bira üretimi hakkında daha fazla bilgi edinebilmek için  kardeşi Achère ile birlikte Endüstri devrimininde öncü ülkelerinden İngiltere’ye gider. Burada modern bira tekniklerini öğrenen Henri Brüj’e geri döner; malt ve şerbetçi otu yetiştirme tesisi kurar, ayrıca bira evine modern kazan kurulumu gerçekleştirir. Bu düzenlemelerden sonra ilk üretimler Pale ale ve stout olur. Kardeşlerin ölümü, birinci dünya savaşının patlak vermesi üretime bir süre sekte vursa da bira evi üretime devam eder.

    1930’lu yıllarda III. Henri yeni tank ve soğutma sistemleri kurarak alt fermante bira üretimini gerçekleştirir. (lager) bock türü bira üretilmeye başlanır….

    1981 yılında Véronique Maes ve babası Henri IV, ‘Straffe Hendrik’i geliştirir. Bu bira, önce Saint-Arnold heykelinin açılışında servis edilir. Straffe Hendrik, Strong (Güçlü) Hendrik anlamına gelir. 1997 yılında Véronique Maes bira evini yenilemeye karar verir ve bira evinin adı De Halve Maan adını alır. Bundan sonraki yıllarda  Straffe Hendrik Tripel ve Quadrupel büyük başarı yakalar ve bir çok ödül kazanır…

    2005 yılında şehrin en önemli biralarından bir olan Brugge Zot’un üretimine başlanır….

    Adsız
    Brugse Zot’un ilk piyasaya çıkışı, 2005

    Bira evi 16 eylül 2016 tarihinde bir ilke imza atar. 3,2 km uzunluğunda bir boru hattı dizayn ederek çevredeki barlara bira ulaşımını bu şekilde sağlar. Türünde ilk olarak bu projeye imza atan De Halve Maan Bira evi, böylelikle sadece Brüj trafiğine katkıda bulunmamış aynı zamanda dünya çapında da sesini çokça duyurmuştur….

    BN-NV499_0503be_J_20160503125715
    De Halve Maan, Bira Boru Hattı Çalışması

    33E43C6900000578-0-image-a-2_1462521424463.jpg
    Brüj Bira Boru hattı

    Saat 15:00’e gelmek üzere. De halve Maan Bira Evi’nin yolunu tutuyorum. Bira evi turuna başlıyoruz. Yalnız hafta sonu üretim olmadığı için tanklar boş, şanssızız. 

    IMG_2063.JPG
    De Halve Maan Bira Evi

    IMG_2060.JPG
    De Halve Maan Bira Evi, Brugge

    IMG_2045.JPG
    De Halve Maan Bira Evi, Brüj

    IMG_2124.JPG
    De Halve Maan Bira Evi

    IMG_2125.JPG
    De Halve Maan Bira Evi

    IMG_2073.JPG
    De Halve Maan Bira Evi çatısından manzara

    Bira evi ve bira prosesiyle ilgili ön bilgilendirme ve bira evi gezisinden sonra turumuz bitti. şimdi bira zamanı. İlk olarak hediye biramı içiyorum. Brugze Zot, Blonde.

    IMG_2134.JPG
    Brugse Zot Blonde

    Brugse Zot Blonde, De Halve Maan Bira Evi: % 6 alkol oranına sahip biradan maya, malt, limon, çimen aromaları alabilmek mümkün. Orta gövde ve karbonizasyona sahip olan ortalama bir bira. Bu birayı Türkiye’de de bulabilmek mümkün. Mutlaka denenmesi gerekenlerden. 

    Daha sonraki tercihim ise Straffe Hendrik Wild Tripel oluyor.

    Straffe Hendrik Wild Tripel : % 9 alkol oranına sahip. Klasik Tripel olanına nazaran ekşi tatlar daha önde, bununla birlikte karamel, maya, meyve ve baharat aromalarıyla dengede bir bira. Gövde ortanın üzerinde, karbonizasyon orta. Benim beğendiğim bir bira oldu. 

    IMG_2156.JPG
    Straffe Hendrik, Wild Tripel

    Son tercihim ise bira evinin en çok önerilen birası 11 numaralı  Straffe Hendrik Quadrupel oluyor.

    three-fine-beers-to-taste
    Straffe Hendrik Quadrupel

    Straffe Hendrik Quadrupel, De Halve Maan Bira Evi: Üçlü arasında en beğendiğim bira bu oldu. Yüzde 11 alkol oranına sahip birada kuru meyve, karamel, bal, malt, acı ve tatlı aromaların dengede olduğu gövdeli bir bira. 

    Biraların üzerine Brüj turunun güzel olacağını düşünüyorum. Yemek yedikten sonra Minnewaterpark’ı gezmeye karar veriyorum. 

    IMG_2209.JPG
    Minnewaterpark, Brüj

    Güzel bir geziden sonra şişe dükkanlarını ziyaret etmeye gidiyorum. İlk Durağım Struise Bottle Shop oluyor, fakat o da ne mekan maalesef kapalı. Genellikle açık kapalı olan bu şişe dükkanını fırsat bulduğunuzda mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum.

    struise.jpg
    Struise Bottle Shop

    Bir diğer şişe dükkanı önerim de Bachus Cornelius olacak. Yalnız pazar günü orası da kapalıydı ve ben maalesef gezme fırsatı bulamadım. Tekrar Brüj’e gidersem bu iki şişe dükkanını mutlaka ziyaret edeceğim.

    bacchus-cornelius-beer
    Bachus Cornelius

    Tabi bolca turistik yerler olan 2 be, the bottle shop ve the bier temple’ı gezme fırsatım oldu. Sizlerin de buraları şöyle bir göz gezdirmenizde fayda var…

    Sıradaki terchim Cafe Rose Red oluyor. Yine merkeze çok yakın bir yerde Rose Red; dediğim gibi en uzak mesafe 1,5 km olan Brüj’de uzak yer diye bir şey söz konusu değil.

    cafe-rose-red
    Cafe Rose Red, Brüj

    Çalan müzikler, ortam çok güzel. Cafe Rose Red’i çok beğendim. Barmenden Belçika türü olmayan ama yerel bir bira evinin birasını önermesini tavsiye ediyorum. O da Struise Bira Evinden Black Albert’i öneriyor. Nadir bulunabilen bu birayı tatmak benim için bir ayrıcalık olsa gerek. 

    Struise Bira Evi: 2001 yılında Oostvleteren, Belçika’da kurulan Struise 2008 yılında ratebeer.com tarafından dünyanın en iyi bira evi seçilmiştir. Belçika’da bile bulunması zor olan Struise Bira Evi’yle özellikle Amerikalı bira tutkunları yakından ilgilidir.

    Adsız
    Struise Bira Evi

    Bira Evi’nin kurucusu Carlo Grootaert başlarda Westhoek bölgesinde küçük bir şaraphane kurar fakat bunu daha sonra bira evine dönüştürür. Kendisi bu değişiklikle ilgili biranın ürün yelpazesinin daha geniş olduğunu,  %2, %13 hatta bunun daha üzerinde alkol oranına sahip biraya ulaşabileceğini ve bira ile uluslar arası pazarda önemli yerlere gelinebileceğini belirtmiş. 10 yıl önce üretimlerinde üç çeşit şerbetçi otu kullanan bira evi gün itibariyle otuz beş’ten fazla şerbetçi otu kullanıyormuş. Şimdiye kadar çok farklı biralar ürettiklerini söyleyen Carlo Grootaert “Yeni gelişmeleri göz ardı etmiyoruz, modaya uygun olmak istemiyoruz, çünkü daha iyisini yapmak istiyoruz.” diyerek biraya verdiği önemin ne kadar büyük olduğunu belirtmiştir.  Belçika’nın en önemli bira evlerinden biri olan Struise’in her birası deneyseldir ve görüldüğü zaman mutlaka alınmalı/denenmelidir.

    IMG_2274.JPG
    Struise Bira Evi ,Black Albert

    Struise Bira Evi, Black Albert: %13 alkol oranına sahip bir imperial stout. Şişeyi açar açmaz kahve, çikolata, karamel kokusuyla beni mest etti. İlk yudumda kavruk malt, siyah çikolata, kahve, acı tatlar, koyu meyve ve şerbetçi otu aroması dengesi harika. Gövdeli yağsı bir yapısı var. % 13 alkol bana mısın demiyor. Bulunduğu zaman kaçırılmamalı, mutlaka denenmeli… 

    Cafe Rose Red’ten ayrılıyorum. Şimdiki durağım ise Le Trappiste oluyor. Burası da güzel bir bar, menüde çoğunlukla trappist biraları mevcut.

    Adsız.png
    Le Trappiste, Brüj

    Menüde dikkatimi Orval’ın üç yıllık olanı çekiyor, terihim bu bira oluyor.

    img_4070.png
    Orval, Brasserie dOrval, Le Trappiste

    Manastırın sınırları içerisinde yer alan Orval Brewery, 1931’de Orval’ın muazzam yeniden imar çalışmalarını finanse etmek için yaratılmıştır. Biranın ticari politikası manastır topluluğunun değerlerine göre uyarlanmıştır. Marka istihsallerinden elde edilen gelir, sosyal refah eserlerine ve binaların bakımına harcanmıştır.

    Bira ilk olarak 1931’de üretilmiştir ve eşsiz lezzetini suyun kalitesine, şerbetçiotu ve mayaya bağlıdır. Bira fabrikası, Bavyera’dan selamlayan Orval ilk brewmasterına geri dönen aromatik ve eşsiz şerbetçiotu çeşitlerini seçmiştir. İngiliz şerbetçi otlarını aynı zamanda soğuk ekleme yöntemiyle biraya eklenmiştir. Bu da biranın acılığını korurken aromasını ve kokusunu da belirgin hale getirmiştir. 

    Fermantasyonun çeşitli aşamaları -orijinal mayayla ve vahşi mayayla birlikte fermantasyon, ardından şişedeki fermantasyondur. Biranın olgunlaşma süresi bir hayli uzundur ve üretildikten sonra en az 6 ay bekletilmesi gerekmektedir.

    Orval, Brasserie dOrval: Alkol oranı % 5,2 olan biranın yeni olanıyla 3 yıllık olanı arasında dağlar kadar fark var. Malt, meyve, şerbetçi otu aromasıyla çok kompleks bir bira. Orta gövde ve karbonizasyona sahip. 

    Benim için Brüj gezisi burada bitiyor. Sizlerin de önerilerini beklerim. Zira Brüj’e yakın zamanda tekrar gitmeyi düşünüyorum. Şimdiki durağım ise Gent. Bir sonraki yazımda gent ile ilgili de detaylı bilgiler vereceğim. Şimdiden mutlu seneler dilerim. 

     

     

    Borefts Bira Festivali 2017 2. Bölüm

    Borefts Bira Festivali 2017 1. bölüm kısmını henüz okumayanlar ya da hatırlamak isteyenler aşağıdaki bağlantıdan yazıya ulaşabilir:

    https://biramayasi.net/2017/11/23/borefts-2017-1-bolum/

    İkinci Gün

    Yine erkenden uyanıp festival için Bodegraven’in yolunu tuttum. -Yazının birinci bölümünde amsterdam-bodegraven arası ulaşım ile ilgili bilgi vermiştim- Cumartesi olduğu için festivale erken gelen sayısı bu sefer daha fazlaydı. İlk gün olduğu gibi ikinci gün de bardak ve bira jetonlarımı alarak alana giriş yaptım. 

    İlk gün gibi ikinci günde de saat 12:00’a bir dakika kala geri sayım yapıldı. Aşağıda yer alan linkteki videoda tüm bu anlattıklarımı görebilmek mümkün, dikkatli bakarsanız beni de görebilirsiniz:

    Videodan da görüldüğü üzere alana giriş yaptım. Bu sefer bira severler daha coşkulu ve cuma gününe göre yeni yüzler fazla.

    İlk gün on yedi adet bira denemiştim. Fakat önümde hala 200 çeşit bira var. Zor bir gün beni bekliyor…

    İkinci günün ilk birası ev sahibi De molen’den, Hel & Verdoemenis 666-ish Bourbon Barrel Aged.

    Hel & Verdoemenis 666-ish Bourbon Barrel Aged, De Molen: Daha önce Hel & Verdoemenis ve Hel & Verdoemenis Bourbon Barrel Aged’i içmiş ve ikisini de beğenmiştim. Bu birada serinin farklı bir çeşidi, russian imperial stout. % 11 alkol oranında. Birada bourbon ve kavruk tatlar çok net bir biçimde hissediliyor. Bu aromaların yanında kakao, vanilya, meşe aromaları ve kremamsı gövdesi var. Genel itibariyle acı bir bira, özellikle bitişte bu daha iyi hissedilebiliyor. Beğendiğim bir bira oldu. Üç birayı kıyaslarsam favorim  Hel & Verdoemenis Bourbon Barrel Aged.

    1
    Hel & Verdoemenis 666-ish Bourbon Barrel Aged, De Molen, Arkadaki siyahlı abi de bira evinin sahibi

    Bakunin Bira Evi: Bu sefer Rus bira Evi Bakunin’in standına gidiyorum…  2013 yılında Alexander Romanenko, Yuri Mitin ve Vladimir Naumkin tarafından Saint Petersburg’da kurulan bira evinin ilk birası bir amerikan pale ale olan laughing Sam’dir. Bu bira ile büyük bir hareketlilik yakalanır daha sonra bira evi Rusya ve Avrupada adını duyurmayı başarır. Daha sonra bira evi 2016 yılında Estonya’da düzenlenen Tallinn bira festivaline katılır ve Eclipse biraları festivalde ilk 10 arasına girer…

    img_3755-e1510848173883.jpg
    Eclipse Cocoa Milk Imperial Stout, Bakunin

    Eclipse Cocoa Milk Imperial Stout, Bakunin: Yüzde 11,5 alkol oranına sahip bira oldukça tatlı. Kavruk, laktoz, kakao, kuru meyve, karamel aromalarının hissediliyor ve orta-yüksek arası gövdeye sahip düşük karbonizasyonlu bir imperial stout…

    Festivaldekilerin baskına daha fazla dayanamadım ve Sour Bira denemeye karar verdim. Ekşi ve tuzlu tatlarla aramın çok iyi olmadığı için hep bu tür biralara mesafeli yaklaşmışımdır. Zaten ülkede de imperial stout ve ipa çok fazla olmadığı için yurt dışına gittiğim zaman ilk tercihim bu bira türleri oluyor…

    2004 yılında kurulan 2011 yılında küçük bir köy olan Belçika  Zwevegem, Moen’de yeni üretim tesisine taşınan Alvinne Bira Evi’nin ekibi, Marc DeKeukeleire (maya ve hijyen yönetimi), Davy Spiessens (Bira Ustası, yönetici) ve Glenn Castelein (Fıçı yönetimi, Halkla İlişkiler) olmak üzere 3 kişiden olşuyor. dokuz çeşit bira üreten bira evi üretimlerinde meşe fıçısı kullanıyor ve meyveli biraları tercih ediyor. Özellikle tür olarak sour/wild, barley wine ve belgian ale ile öne çıkan bira evi 2010 yılından beri aralıklarla Boırefts’e katılım sağlıyor…

    Alvinne Biraevinden tercihim Cuvee Sofie Rabarber oluyor…..

    Cuvee Sofie Rabarber, Alvinne: Birayı beğendiğimi itiraf edebilirim. % 8 alkol oranına sahip meyve aromalarının yoğun olduğu bir bira; -Özellikle, kırımızı şarap, muz, limon, maltsı aromalar yoğunlukta… Benim için güzel bir başlangıç oldu, bu türe alışmam adına daha çok farklı bira tatmam gerek.

    img_3756-e1510849841293.jpg
    Cuvee Sofiee Rabarber, Alvinne

    Sırada Galway Bay Bira Evi var. 2009 yılında Galway, İrlanda’da kurulan bira evinin Galway ve Dublin’de toplam 11 tane barları bulunmakta. 

    Goodbye Blue Monday, Galway Bay Biraevi: Şikagolu Begyle bira evi ile ortak olarak üretilen bir indian pale ale. Üretiminde yulaf da kullanılan biranın şerbetçi otları Columbus, Citra, Cascade ve Mosaic. Çam, çimen, tropikal meyve aromalarının ağırlıkta olduğu orta gövdeli bir ipa.

    qqq
    Goodbye Blue Monday, Galway Bay Bira Evi

    Yine Pöhjala bira evinin standına doğru gidiyorum. Bu seferki tericihim Talveöö oluyor. 

    Talveöö, Pöhjala Bira Evi: Beklentilerimin çok üzerinde bir baltic porter.  Yumuşak içimi, hindistan cevizi, çikolata, vanilya, kahve ve biber aromalarının bir arada ve dengede olduğu bir bira. Alkol oranı % 9.

    IMG_2320.JPG
    Talveöö, Pöhjala

    Bu biradan sonra festivale biraz ara vermek gerektiğini düşünerek, De molen bira evi ve molen cafe’yi gezmek hem de bir kaç tane bira almak için yola koyuluyorum.

    De Molen Bira Evi
    De Molen Bira Evi, Bodegraven

    Öncelikle De Molen’in şişe dükkanına uğruyorum. Çok küçük bir yer ve herkesi sıra ile alıyorlar. Maalesef bu kısımdan resim çekmemişim. İkinci gün geldiğim için bir çok bira bitmiş. Ben de Amsterdam’dan bira alırım düşüncesiyle sadece 1-2 bira alıyorum buradan ve Molen Cafe’ye geçiyorum.

    IMG_2344
    Molen Cafe Giriş

    IMG_2345
    De Molen Cafe

    IMG_2352
    Sun & Moon, De molen-Tempest

    Sun & Moon, De molen-Tempest: Şiştaki Mantarı ve Yosun ile yapılan bir Imperial Stout. Birada kavruk tatlar ağırlıkta yoğun olmayan isli bir aroma var, bunun yanında hafif bitki, karamel yüksek karbonizasyona sahip bir bira. Alkol oranı % 10.

    IMG_0078
    Sun & Moon, De molen-Tempest ve Ben.

    Tekrar festivale dönüyorum.  Brew By Numbers Bira evi standını önünden geçiyorum. Açıkçası bu bira listemde yoktu, fakat yine de bir bira denemek istedim. Londralı mikro bira evinin biraları numaralardan oluşuyor. Ben de 55|05 Doluble IPA-Citra & Ella’yı deniyorum.

    55|05 Doluble IPA-Citra&Ella, Brew By Numbers: %8,2 alkol oranına sahip bir imperial IPA. Koku çok harika; greyfurt, mango, çam, ananas. Fakat aynı şeyi tat için söyleyemeyeceğim. Gövdesi düşük, bir de ben nedense biranın kontemine olduğunu düşünüyorum, ama tadın ne olduğuna dair kesin bir çıkarımım yok… 

    Cloudater bira evinin bulunduğu standa doğru gidiyorum. Fakat acıktığımı da hissediyorum, ve pizza sipariş ediyorum. 4 bira jetonu (8 euro) karşılığında çok güzel bir pizza alıyorum. Biram ise Ne DIPA Lemondrop Galaxy.

    Cloudwater
    Ne DIPA Lemondrop Galaxy, Cloudwater Brewing Co. ve Pizza

    Ne DIPA Lemondrop Galaxy, Cloudwater: Normalde birada limonu pek sevmiyorum, fakat bu birada limon tadı çok önde olmadığı için benim çok hoşuma gitti. Tropikal meyve, portakal, malt. Bitişte ise greyfurt aroması. Yine güzel bir bira. Alkol oranı % 8,5.

    Sırada Hollandalı Kwartje Bira evi var. Brute Force’u tadıyorum. 

    IMG_3757
    Kwartje Bira Evi

    Brute Force, Kwartje: Beklediğim kadar iyi bir bira değil. Yüzde 11 alkol oranına sahip, alkolü hissedebiliyorsunuz. Çikolata ve isli tatlar önde. Orta-düşük govdeli bir imperial stout.

    IMG_3758
    Kwartje Bira Evi, Brute Force

    Sırada Ægir Bira evi var… ‘İskandinav mitolojisinde Ægir, Kári’nin (Rüzgar) ve Logi’nin (Yangın) kardeşi ve okyanusun efendisi olan dev olarak tanımlanmaktadır. Efsaneye göre Ægir’in salonu parlak altın ile aydınlatılır. Her yıl İskandinav Tanrıları salonlarında biranın ve yemeklerin sihirli bir şekilde misafirlere taşınması ve içki boynuzlarının doldurduğu büyük bir ziyafete vermektedirler. Bira ustası da dev Ægir’dir. Iskandinav Mitolojisi’nin baş tanrısı Odin’e göre Ægir en iyi birayı üretmektedir. Odin’in oğlu ve İskandinav Mitolojisi’nin bir başka tanrısı olan Thor, dev Hyme’den  bir kilometre derinliğinde dünyanın en büyük bira fırını çalıp Ægir’e vermiştir ve Ægir üretimlerine bu fırında devam etmiştir…’

    İskandinav Mitolojisi’ndeki Ægir’iden ilham alan ve aynı adı taşıyan Norveç’li bira evi 2007 yılında kurulmuştur. Kurucuları ve Bira ustaları Evan Lewis 1989 yılında evde bira yapımına başlamıştır. 2012 yılında yeni bira fabrikalarını açan bira evi ileride arpa, baharat ve otlardan yapılan bir iskandinav içkisi olan aquavit ve Single Malt viskisi de üretmeyi planlıyormuş….

    Ægir Bira Evi’nin standına doğru yaklaştım, daha önceden de listemde olan ve bira dostlarının da önerdiği Lynchburg Natt Imperial Porter’ı tatmaya karar verdim.

    IMG_3771
    Ægir Bira Evi, Norveç

    Lynchburg Natt Imperial Porter, Ægir Bira Evi: % 10 alkol oranına sahip biramız Jack Daniels fıçılarında yıllandırılmış, bira evinin sınırlı sayıda ürettiği bir porter… Bulanık gri köpüğü -köpük son yuduma kadar size eşlik ediyor- koyu kahve rengi rengi olan bir bira. -Bir porter’a göre şaşırtıcı derecede yüksek gövdeli ve aromatik- Kremamsı bir yapısı var, çikolata, karamel, vanilya, bourbon, kavruk tatlar. Bitiş uzun ve damakta tatlar da kalıcı…

    Lynchburg Natt Imperial Porter, Ægir Bira Evi
    Lynchburg Natt Imperial Porter, Ægir Bira Evi

    De Molen Bira Evi ile devam ediyorum. Bu seferki bira Kaal &Krul Bowmore Barrel Aged. 

    Kaal &Krul Bowmore Barrel Aged, De Molen: İs, malt, karamel, domuz pastırması, arkadan gelen hafif kahve tatları ve acı bir bitişi var. Alkol oranı %15,7. Alkolü hissediyorsunuz ama o kadar da rahatsız edici seviyede değil. Gövdeli bir bira…

    10
    Kaal & Krul Bowmore Barrel Aged

    İkinci gün içtiğim diğer biralar hakkındaki yorumlarım ise şöyle:

    Jan&Charlotte, Black Vermont Ipa, De molen Bira Evi: Üretiminde pilsener, karamel, münih ve kavruk maltı ; yulaf maltı ve ezmesi mısır, şerbetçi otu olarak apollo, perle (acılık), Citra, chinook ve cascade soğuk ekleme olarak kullanılan % 7,5 alkol oranına sahip bir bira… Şerbetçi otu aromaları iyi özellikle turunçgil aroması bolca hissediliyor fakat eklendiği söylenen kavruk ve karamel maltından gelen tatları hiç hissedemedim. 

    Stoute Jeanette, Spiced/Herbed Beer-Imperial Stout, De molen Bira Evi: Yine deneysel bir De Molen ürünü. Kavruk Malt, biber, tuz (evet tuz), ve ayırt edemediğim bir sürü farklı baharat aroması. Dengeli bir bira olduğunu söyleyemeyeceğim. Alkol oranı % 12.

    Barcelona Tropical, Indian Pale Ale, La Pirata: Kokuda ve tatta tropikal meyve aromalarının baskın olduğu bir ipa, bitişte ise greyfurt aroması kendini hissettiriyor. Şerbetçi otu yönünden zengin oluşunu taktir ettim. Fakat gövde biraz daha yüksek olmalıymış.

    La Pirata
    Barcelona Tropical, La Pirata

    Soma Ipa, Tempest Brewing Co.  %6.8 alkol oranına sahip ortalama bir ipa. Greyfurt, ve malt tadı hissediliyor bolca fakat daha fazlası yok. 

    West Cost Ipa, Stigbergets: Daha önce şişeden içtiğim ve çok beğendiğim birayı, fıçıdan da tatmak istedim. Stigbergets Bira Evi gerçekten ipa konusunda çok başarılı. Portakal suyu renginde olan birada ananas, mango, greyfurt, çam aromalarını ve kokusunu alabilmek mümkün. Çok dengeli ve kremamsı bir gövdesi var.

    Festivalin kapanışını De molen bira evinin % 21,3 alkol oranına sahip Hel & Verdoemenis Bowmore Barrel Aged Eisbock’u ile kapatıyorum. Böyle bir festivale yakışır bir kapanış bence. 

    Hel & Verdoemenis Bowmore Barrel Aged Eisbock: Üretiminde pale, brown, çikolata, kavruk ve karamel maltları; saaz ve premiant şerbetçi otları kullanılan ve bowmore fıçılarında yıllandırılan; 102 EBU, 297 EBC değerlerine sahip bir bira. Benim biradaki alkol eşiğimin fazlasıyla üstünde… İlk yudumda alkolü hissetmek mümkün; ama bu alkolün % 21,3 olması imkansız… biranın yağsı, viskoz bir yapısı var.  Ayrıca karamel, kavruk malt, çikolata, meşe aromalarıyla gövdeli bir bira. Mutlaka tadılması gerekenlerden….

    Hel & Verdoemenis Bowmore Barrel Aged Eisbock
    Hel & Verdoemenis Bowmore Barrel Aged Eisbock

    Festivalin Dikkat Çekenleri

    İki gün boyunca toplam otuz dört adet bira tadabildim. Beklediğim sayının üstüne çıktığımı düşünüyorum. Bunda bardakların küçüklüğü, zamanın uzunluğu ve içilen su miktarının payı da var tabi.  Benim için tamamiyle sorunsuz, keyifli iki gün geçti. Kendi adıma festivalin enlerini sizlerle paylaşmak istiyorum:

    Festivalin Öne Çıkan Bira Evleri

    De Molen Bira Evi, Hollanda: Zaten birinci yazıda bira evinden fazlasıyla bahsettim. Harika bir festival düzenlediler, sayelerinde harika biralar tattım ve yeni bira dostlarıyla tanıştım. Festivalin atmosferi de harikaydı tüm bunların yanında Molen bira evinden 60 çeşit bira olması gerçekten taktire şahandı.. Sadece festival zamanı değil, yolunuz Amsterdam’a düşerse trenle yaklaşık bir saatte varabileceğiniz -bodegraven- her bira severin ziyaret etmesi gereken bir bira evi.

    Stigbergets Bira Evi, İsveç: Festivalde neredeyse bütün biralarını denedim ve hepsi de tek kelimeyle mükemmeldi. Beğenmediğim biraları yoktu, sadece mükemmel ve güzel olanlar şeklinde sıralabilecek biraları vardı. daha çok İndian pale türünde biralar üreten İsveçli bira evi Stigbergets mutlaka denenmesi gereken bira evlerinden.

    Pöhjala Bira Evi, Estonya: Festivalde üç adet biralarını denedim hepsi de çok lezzetliydi ve ilk on biram arasında bu bira evinden de bira var. Gerek Berlin gezim sırasında gerekse festivalde sempatimi kazanan bir bira evi oldu. Estonya’ya yolum düşerse mutlaka ziyaret edeceğim bir bira evi olacak. 

    Cloudwater Bira Evi, İngiltere: Bir indian pale ale seven biri olarak yine bu bira evinden de festivalde bir çok bira denedim. Gerek biraları, gerek felsefleri gerekse kısa sürede göstermiş oldukları başarılarıyla favorilerim arasına girdi. Manchester şehrine yolum düşerse mutlaka ziyaret edeceğim bir bira evi olacak.

    Festivalin Öne Çıkan Biraları

    İki gün sonunda tattığım otuz dört bira arasından sıra gözetmeksizin -çünkü sıralama benim için gerçekten zor- ilk on bir biramı sizlerle paylaşacağım, biralar hakkında detaylı bilgileri yazıda paylaşmıştım:

    1. Stigbergets Bira Evi- Amazing Haze-Indian Pale 
    2. Pöhjala Bira Evi-Pime öö Islay Bourbon Barrel Aged-Imperial Stout.
    3. Cloudwater Bira Evi-NW DIPA Galaxy-İmperial Indian Pale Ale
    4. De Molen Bira Evi-Hel & Verdoemenis 666-ish Bourbon Barrel Aged-İmperial Stout.
    5. Stigbergets Bira Evi-Business As Usual-Indian Pale Ale
    6. La Pirata Bira Evi -Black Block Bourbon Barrel Aged-İmperial Stout
    7. Ægir Bira Evi-Lynchburg Natt -Imperial Porter
    8. Närke Kultur Bira Evi: Romkaggen Stormaktsporter-Imperial Stout
    9. De Molen Bira Evi- Push & Pull Bourbon BA-Tiramusu Stout
    10. Cloudwater Bira Evi-Ne DIPA Lemondrop Galaxy_Indian Pale Ale
    11. Bakunin Bira Evi-Eclipse Cocoa Milk Imperial Stout